Blog Listem

15 Ağustos 2026 Cumartesi

YİNE BİR DAG SOLSTAD KİTABI

Kalemi ile geçen yaz tanıştığım İskandinav Edebiyatı'nın Kafka'sı olarak tanınan benim için efsane bir yazar olan Dag Solstad 'ın kitaplığımda okunma sırasını bekleyen bu güzel romanını temmuz sonunda okuyup bitirdim.  
Derken instagram kapandı benim de içimden hiç bir şey yazmak gelmedi; demek yazmak  bugüne kısmetmiş. 
✏️
Meraklısı bilir; Dag Solstad 'ın kitaplarındaki 
karakterlerinin hemen hepsi kendine has karakterlerdir  bu arada benim için en kıymetli karakter  Bjórn Hansen olsa da, lise öğretmeni Pedersen'i de sevdim.
✏️
Pedersen bize bir dönemi anlatıyor.  
Özgürlük rüzgarların estiği 1960 lı yıllardan 1980 lere uzanan bir dönem bu.
Bu arada kendi  hayatından da kesitler okuyoruz. Sonradan eşi olacak Lise ile tanışmasını birbirlerine nasıl aşık olduklarına ve bu aşkın yıllar sonra nasıl bittiğine  tanıklık ediyoruz; demek ki bazen edebiyat da aşkı kurtaramıyor. 

" Edebiyat üzerine uzun uzun konuşurduk, öyle ya bizi birbirimize derinden bağlayan tutkuydu edebiyat..."
 
✏️
Bir dönem romanı dedim ya Norveç gibi yaşam standartlarının yüksek olduğu bir ülke ile bizim ülkemiz arasındaki benzerlikleri okumak da ilginçti .

Üzerinde konuşacak çok şey  olan bu romanı Dag Solstad sevenler çoktan okumuştur bile ...
✏️
" Bazı şeyleri yıkarak içinden çıkmıştım ve bunları yıkarak içinden çıkmış olmaktan gurur duyuyordum ."
✏️
" Çok şey olmuştu son yıllarda.  Öyle görünüyor ki Bazı konularda muhalif olmama ve tüm bölünmüşlüğüme rağmen arkasında durduğum epey bir gayretle savunduğum her şeyi kaybetmiştim. "

10 Ağustos 2026 Pazartesi

SESSİZ HASTA

Mart ayında kitap fuarından alıp okumuştum Sessiz Hasta'yı.
📚
O kadar çok anlatıldı ve övüldü ki çok satan kitaplara ön yargılı baksam da merak etmiştim. 
📚
Harika bir hayata sahip ünlü ressam Alicia Berenson, bir akşam moda fotoğrafçısı eşi Gabriel eve döndüğünde onu yüzünden beş kez vurarak öldürür. O geceden sonra Alicia tamamen susar; ne polise ne de mahkemeye tek kelime eder. Tek tepkisi, cinayetten hemen sonra tamamladığı ve "Alcestis" adını verdiği otoportresidir. Alicia yüksek güvenlikli bir psikiyatri kliniği olan The Grove'a yatırılır.
📚
Adli psikoterapist Theo Faber, Alicia'nın vakasına takıntılı hale gelir. Onu konuşturabileceğine ve ardındaki sırrı çözeceğine inanarak The Grove'da işe başlar.
📚
Hikaye bir yandan Theo'nun Alicia'yı konuşturma çabalarını, diğer yandan Alicia'nın cinayet öncesi tuttuğu günlüğü ve Theo'nun kendi karmaşık özel hayatını paralel olarak işler.
📚
Kitabın en güçlü yanı, okuyucunun olaylara bakışını tamamen değiştiren ve kurguyu ustalıkla bağlayan sonundaki beklenmedik ters köşesi . 
Ancak okuduğum yorumlardan mı bilmiyorum ben romanı okurken bu ters köşeyi tahmin etmiştim. 
📚
Güzel bir kitap ama henüz okumamış olanlara önerim olsun. 

#reklamdeğildir 
#reklamdeğilöneri 
#okudumbitti

2 Ağustos 2026 Pazar

KUŞLAR CEHENNEMDE ŞARKI SÖYLER Mİ?


Temmuz ayı içinde okuduğum en iyi kitaplardan biri idi
Kuşlar Cehennemde de Şarkı Söyler mi?"
📚
 Savaş esiri olan Horace Greasley'nin İkinci Dünya Savaşı sırasında yaşadıklarını anlatıyor.
📚
 Kitap yalnızca savaş değil; umut, sevgi, özgürlük ve insanın dayanma gücü üzerine kurulu.
📚
Yalnız bir ayrıntı var: Kitap uzun yıllar "tamamen gerçek yaşam öyküsü" olarak tanıtılmış.
 Daha sonra anlatılan bazı olayların tarihsel doğruluğu konusunda ciddi tartışmalar çıkmış. 
📚
Bu yüzden bugün birçok kişi kitabı anı ile kurgu arasında duran bir eser olarak değerlendiriyor. Bu, kitabın duygusal etkisini tamamen ortadan kaldırmasa da okurken bunu bilmek de önemli.
📚
Beni en çok etkileyen yönlerinden biri, Horace'ın defalarca kamptan kaçıp sevdiği kadın Rosa'yı görmek için hayatını riske atmasıydı. Normalde bir savaş esiri kaçınca geri dönmez; o ise tekrar kampa dönüyor. Bu durum insanın aklına "Aşk gerçekten insana neler yaptırabiliyor?" sorusunu getiriyor.
📚
Finali beni üzse de okuru yormadan akıcı bir anlatım ile çok güzel bir savaş ve savaşın içinde  aşk romanı okudum.

Kesinlikle önerimdir.