Blog Listem

2 Nisan 2017 Pazar

YEŞİL MÜREKKEP




Yıllar önce henüz kitaplara ulaşmak bu kadar kolay değilken kütüphaneye üye olmuştum. 

Çok  keyiflidir kütüphaneden kitap alıp okumak .

İki hafta içinde iade etmek gerektiği için alındıktan sonra hemen okunur iade edilip yeni kitap alınır. 

İşte böyle zamanların içinde Sabahattin Ali 'nin Kuyucaklı Yusuf 'u ile tanışmış ve çok beğenmiştim.
Hatta diyebilirim ki; sosyal medyada çok rastladığım Kürk Mantolu Madonna'dan daha çok sevmiştim.

Kuyucaklı Yusuf halkın içinden bir romanken; Kürk Mantolu Madonna 'yı çok fazla romantik ve gereksiz bulmuştum.

Neyse uzatmayayım; konumuz Sabahattin Ali'nin kendi hayatı romanları ya da şiirleri değil.

Yeşil Mürekkep bir Sabahattin Ali romanı.
Sabahattin Ali'nin Almanya'  ya öğrenci olarak gönderilmesinden başlayarak tüm yaşadıklarını son derece akıcı bir dille anlatıyor.


Özellikle gençlere okumaları için önemle tavsiye ederim . 

Ben çok beğendim. Yazar Osman Balcıgil 'in emeklerine sağlık. 

13 Mart 2017 Pazartesi

YEDİNCİ BAYRAK

Ayla Kutlu ...
Canım Ayla Kutlu .
Kelime sihirbazı, betimleme ustası.  Yaşayan Türk kadın  yazarlar denince ilk aklıma gelen isim.
Beni yıllar önce; Bir Göçmen Kuştu O romanla büyüleyen, bütün kitaplarını soluksuz okuduğum Ayla Kutlu ...

Yedinci Bayrak Ayla Kutlu 'nun geçen yıl yayınlanan son romanı.
Bir Rumeli hikayesi.
Balkan topraklarından İzmir 'e uzanan bir göç hikayesi.
Romanı okurken şuanda yaşamakta olduklarımız ile ilgili çıkaracak çok ders olduğunu gözlemledim. 
Ayla Kutlu;  iyi ki geçiyorsun bu dünyadan, iyi ki yazıyorsun.
Kalemin hiç  susmasın.


12 Şubat 2017 Pazar

HUZURSUZLUK



Aslında okumaya çok niyetli değildim. Annemin ani gidişiyle yeterince huzursuz günler geçirdiğim için kitabın adı biraz germişti beni.
Sonra kitabın girişindeki Harese 'nin hikayesini okudum. Haris, haset gibi kelimelerin kökeni olan Harese kelimesinin anlamını öğrenince kitabı okumaya başladım.
Okudukça satırlara da kitaba da bağlandım. 
Mardin'de yaşanan Amerika'ya kadar uzanan umutsuz bir  aşk hikayesini anlatıyor roman. 
Geri planda Ortadoğu 'nun  kanayan yarası ve terör belası  okurda iz bırakıyor. 

Ben bu satırları yazarken eminim ki Livaneli 'nin sadık okurları çoktan bu romanı okuyup bitirmiştir.


17 Ocak 2017 Salı

PALMA 'NIN PİRİNCİ

Bazı kitaplar bazı anlarda insana iyi geliyor.  Okunma zamanı diyorum ben buna.

O zaman nasıl ve ne şekilde geliyor hiç belli olmuyor ama her kitabın cidden bir okunma zamanı var.

PALMA 'NIN PİRİNCİ de öyle oldu benim için.  2016 yazında aldım.  Başladım ve sevdim de . Ama araya başka kitaplar girdi.  Misal SPUTNIK SEVGİLİM; Murakami yazmış ben okumaz mıyım,  Hemen ara verdim PALMA 'NIN PİRİNCİ 'ne. Ardından 15 Temmuz sıkıntısı falan filan yarım kaldı bizim kitap.
Ve sonra mevsim sonbahara ardından kışa döndü.
Tam 2016 tüm kasveti ile gitmeye hazırlanırken yanına annemi de aldı.  Yeni yıla gitmeden 6 gün önce annem kuş gibi gitti bu dünyadan.  Onun gidişiyle dünyam başıma yıkıldı.  Bırak kitap okumayı iki kelimeyi bir araya getiremez oldum.

Derken bu acımı yaşama dönemlerinden birinde baş ucumda PALMA 'NIN PİRİNCİ 'ni gördüm. Sayfalarını karıştırmaya başladım ve o an ruhuma iyi geldiğini hissettim.
Sıcak bir aile hikayesini çok yaşlanmış   roman kahramanının ağzından okumak İyi geldi bana .
Bundan sonra okur muyum ya da ne okurum bilmiyorum.  PALMA 'NIN PİRİNCİ yaramı sardı benim .
Güney Amerika edebiyatı seven okurlara önerim olsun. 💖


1 Aralık 2016 Perşembe

KASIM KİTAPLARIM

Kasım ayı okumalarım daha ziyade yaşam öyküleri üzerine kuruldu.

İlk kitabım Casus, Paulo Chelho 'nun kaleminden Mata Hari 'nin hayatını anlatıyor . Birinci Dünya Savaşı  sırasında casusluk yapan ünlü dansçı Mata Hari 'nin trajik hayatını okumak güzeldi. 

***
İkinci kitabım Yılmaz Özdil 'in okumakta geç kaldığım kitabı Kadın oldu. Kalemini her zaman sevdiğim Yılmaz Özdil kısaca özetlemek gerekirse "kadın gibi kadınların" kitabını yazmış . Sırada Adam adlı kitabı var ama sanırım onun okunması 2017'ye kalacak.

***
Üçüncü kitabım Tarık Akan anısına  değerli sanatçının ilk ve tek kitabı Anne Kafamda Bit Var .
12 Eylül döneminde yaşadıklarını anlatmış sevgili Tarık Akan. Sanatçı dahi olsan insana insan  muamelesi yapılmayan bir ülkede yaşamak ne kadar zor; bir kere daha görmüş oldum . Kitapta  k unutulmaz YOL filmi hakkında yazılanları çok sevdim . Tarık Akan ' ın kalemini de sevdim. Çok erken gitti. Neden iyi, üretken insanlar erken gidiyor ki? Belki gittikleri yerlerde de onlara ihtiyaç vardır kimbilir.

Sırada Aralık okumalarım var, Aralık ayına da üç kitap eşlik edecek gibi görünüyor.

Acıların bittiği, tek derdimizin daha çok kitap okumak olduğu günler görelim.


22 Ekim 2016 Cumartesi

KUŞLAR YASINA GİDER ...

İyi ki varsın diyebildiğimiz insanlar gibidir sevdiğimiz yazarların kitapları.

Onlar iyi ki vardır gerçekten  ve iyi ki yazıyorlardır.

Hasan Ali Toptaş kitapları yaklaşık üç yıldır hayatımda.

Yine geç kaldığım bir yazar ve bu geç kalmışlığın arasını hızla kapatmak için de çabaladığım bir yazar.

Son romanı Kuşlar Yasına Gider'i de bu çaba doğrultusunda hemen edinip okudum.

Bir baba oğul romanı Kuşlar Yasına Gider. Özlem dolu bir baba oğul ilişkisinin, geç kalmışlık, pişmanlık ama ille de sevgi ile harmanlanmış hali.

Arka kapak yazısındaki özlem yüklü cümleler de bu duyguları  özetler gibi : '' Zaten o yıllarda burnumuzun ucunda gezinen bir mazot kokusuydu babam, kulağımızda çınlayan bir motor sesiydi ve az evvel dediğim gibi, gitti mi gelmek bilmezdi bir türlü ...

Ben romanı çok sevdim, okurken çok duygulandım, iki yıl önce kaybettiğim babam geldi aklıma.
Batı Anadolu bozkırlarında türküler eşliğinde yolculuk yaptım romanı okurken.
Belki de bu yüzden seviyorum Hasan Ali Toptaş kitaplarını. Halktan biri olduğunu okuruna hissettirdiği için.

Kitap tanıtımlarımda çok detay vermeyi sevmiyorum, kitabı okurla baş başa bırakmak lazım diye düşünüyorum. Kuşlar Yasına Gider'i okuyun mutlaka; içinde koskoca bir ömür saklı ..

25 Eylül 2016 Pazar

CELİLE



Nazım Hikmet şiirleriyle hayatıma girdiğinden beri hayatını merak ettiğim bir şair olmuştur benim için.  Yaşadıkları, aşkları hep ilgimi çekmiştir gençlik yıllarımda.  Yaşım  biraz daha olgunluk seviyesine geldiğinde oğlu ile hiç ilgilenmemiş bir baba olduğunu farkedip  kızmışlığım bile vardır. 

Annesi CELİLE HANIM 'ı ise  sadece ressam kimliği ile bilirdim.  Bir de Yahya Kemal ile yaşadığı umutsuz aşkı üzmüştür beni.

Çok iyi bir ailenin kızı olduğunu, şahane bir eğitim aldığını, güçlü bir kadın olduğunu, Nazım 'dan sonra bir evlat acısı yaşadığını ve daha bir çok şeyi CELİLE sayesinde öğrendim .

Osman Balcigil'in kaleminden CELİLE bence şahane bir roman olmuş .
Romanın arka satırlarında koskoca bir imparatorluğun nasıl yok edildiğine ve ülke üzerinde oynanan oyunlara tanık olmak da ibret verici. 

Eylül ayıma işte bu güzel kitap eşlik etti. 
Tarih sevenlere mutlaka öneririm. Yazarın emeğine ve kalemine sağlık ...



Posted via Blogaway