Mart ayında kitap fuarından alıp okumuştum Sessiz Hasta'yı.
📚
O kadar çok anlatıldı ve övüldü ki çok satan kitaplara ön yargılı baksam da merak etmiştim.
📚
Harika bir hayata sahip ünlü ressam Alicia Berenson, bir akşam moda fotoğrafçısı eşi Gabriel eve döndüğünde onu yüzünden beş kez vurarak öldürür. O geceden sonra Alicia tamamen susar; ne polise ne de mahkemeye tek kelime eder. Tek tepkisi, cinayetten hemen sonra tamamladığı ve "Alcestis" adını verdiği otoportresidir. Alicia yüksek güvenlikli bir psikiyatri kliniği olan The Grove'a yatırılır.
📚
Adli psikoterapist Theo Faber, Alicia'nın vakasına takıntılı hale gelir. Onu konuşturabileceğine ve ardındaki sırrı çözeceğine inanarak The Grove'da işe başlar.
📚
Hikaye bir yandan Theo'nun Alicia'yı konuşturma çabalarını, diğer yandan Alicia'nın cinayet öncesi tuttuğu günlüğü ve Theo'nun kendi karmaşık özel hayatını paralel olarak işler.
📚
Kitabın en güçlü yanı, okuyucunun olaylara bakışını tamamen değiştiren ve kurguyu ustalıkla bağlayan sonundaki beklenmedik ters köşesi .
Ancak okuduğum yorumlardan mı bilmiyorum ben romanı okurken bu ters köşeyi tahmin etmiştim.
📚
Güzel bir kitap ama henüz okumamış olanlara önerim olsun.
#reklamdeğildir
#reklamdeğilöneri
#okudumbitti