Blog Listem

29 Nisan 2026 Çarşamba

ONLARDAN UZAKTA

Fransız edebiyatının güçlü kalemlerinden Laurent Mauvignier’nin Türkçe'ye çevrilen ilk romanı Onlardan Uzakta yine fuar kitaplarımdan biri oldu. 
📚
Hemen okur bitiririm dedim ama ince kitapların o hacimli konusu içinde buldum kendimi. 
📚
Kitap oldukça hüzünlü bir tona sahip; bittiğinde üzerine biraz düşünmek gereken, insanın kalbine dokunan  bir kısa roman.  
📚
Romanın merkezinde genç bir adam olan Luc var. 
📚
 Luc, ailesinden ve doğup büyüdüğü taşra kasabasından kaçıp Paris'e gidiyor.
📚
  Bu  "başarı hikayesi" değil, aileden   kopuşun  hikayesi. 
📚
Kitap, Luc’ün ailesiyle olan iletişimsizliğini, birbirine söyleyemedikleri sözlerin yarattığı ağırlığı ve bu sessizliğin yol açtığı trajediyi anlatıyor .
📚
Ailenin hem sığınılacak bir liman hem de insanı boğan bir hapishane olabileceğini gösteriyor.  
📚
Luc'un ani ölümünden sonra aileden herkes Luc hakkında duygu ve düşüncelerini anlatmaya başlıyor.  
📚
Anne, baba, kuzen ve hatta Luc'un kendisi gibi farklı karakterlerin bakış açılarından, onların iç seslerini duyuyoruz okurken.
📚
Okuyup bitirdikten sonra iki üç gün elime başka kitap alamadım. 
Kitabın arka kapağından bir alıntı da paylaşayım; " Sessizlik hiç bu kadar gürültülü olmamıştı. " 
📚
Bazı kitaplar bittikten sonra insanın üzerinde ağır bir kışlık palto bırakmış gibi hissettiriyor; o paltoyu çıkarıp askıya asabilmek bazen büyük bir rahatlama getiriyor okura . 
Onlardan Uzakta böyle bir etki yarattı bende. 

#reklamdeğildir 
#reklamdeğilöneri 
#reklamdeğiltavsiye 
#okudum bitti

25 Nisan 2026 Cumartesi

BİR MİNNAK🐱 VE📚 KİTAP FUARINDAN GERİDE KALANLAR

26 Mart - 5 Nisan tarihleri arasında Kepez Kitap Fuarı 'ndan aldıklarımı paylaşmak istedim. 
📚
Japonların Tsundoku dediği kitap alma hastalığına yakalanmış olabilir miyim bilmiyorum ama bu yıl başka kitap almama konusunda kendime söz vermem gerekiyor sanırım. 
📚
Bunların içinden henüz 5  kitap okudum. Okudukça hepsini paylaşacağım. 

Beni en çok mutlu edenler arasında Sandor Marai'nin yeniden basılan iki kitabı  var.  Farklı yayinevlerinden farklı isimlerle basılan bu iki kitap ilk okuyacaklarım arasında.  

Bir de Ölüm Gemisi var ki şu anda okuyorum . ABD' li olduğunu ispat edemeyen bir denizcinin eğlenceli hikayesi.  Adalet Cimcoz tarafından çevirisi yapılmış.  Ben Adalet Cimcoz'u Yeşilçam filmlerinde kadın oyuncuların sesi olarak bilirdim.  Meğer aynı zamanda çevirmenmiş de. 1910 - 1970 yıllarında yaşamış.  Saygım ve sevgim biraz daha arttı kendisine. 
📚
Bu arada fotoğraftaki minnak  dünyaya insan olarak gelseymiş iyi bir kitap kurdu olurmuş

21 Nisan 2026 Salı

FINDIK KABUĞU

Kitaplığımı düzenlerken karşıma çıkan kitaplığımı şenlendirmiş kitaplarımdan biri de, Fındık Kabuğu 'dur.
📚
Ian Mc Ewan'ın ilk okuduğum kitabıdır   yıl  2012 falan olmalı .
Yazarı çok seven bir arkadaşımın önerisi ile okumuştum.
Çevirisi İlknur Özdemir tarafından yapılmışsa zaten benim için mutlaka okunmalıdır. 
📚
Konusu da ilginçti.
 Annesinin karnındaki bir cenin  biz okurlara  bir cinayeti anlatıyor. Ama durum o kadar karışık ki; bebeğin doğumuna iki hafta var ve annesi ile amcası babasını öldürme planı yapıyor .
📚
  Henüz doğmayan bebek herşeyden, dünyadaki bütün olaylardan bir radyo aracılığı ile  haberdar oluyor,  çok zeki ve aslında dünyanın kolay bir yer olmadığının da daha doğmadan farkında. 
İtiraf etmeliyim ki ben o bebegin yerinde olmak istemediğimi düşünmüştüm. 
📚
Bu ilginç romanda
masumiyet, iyilik, kötülük, hırs, aldatma ile dürüstlük, yalancılık, bencillik ve sevgi gibi birbirine benzeyen ve aynı zamanda birbirine zıt duygular
 akıcı  ve  eğlenceli bir üslupla anlatılıyor. 
📚
Edebiyat dünyasında da  insan varoluşunu sorgulayan bir roman olduğu için modern Hamlet olarak anılan Fındık Kabuğu Ian Mc  Ewan 'ın kalemi ile henüz tanışmamış ve  tanışmak isteyen okurlar için keyifli bir  başlangıç olabilir.

#reklamdeğildir 
#reklamdeğiltavsiye

14 Nisan 2026 Salı

KAMBUR

Şule Gürbüz’ün en dikkat çekici eserlerinden biri olan Kambur Mart ayında okuduğum kitaplardan biriydi.
📚
Şule Gürbüz bu kitabı 18 yaşında yazmış.  92 sayfa ama  okur uzerinde 900 sayfalık etkisi var.
📚
 Oldukça farklı bir dili ve atmosferi var. Klasik bir olay örgüsünden çok, karakterin iç dünyasına odaklanıyor. Bilinç Akışı tekniği ile yazılmış ilk kez okuyanlar için hiç bir şey ifade etmeyebilir. Diyeceğim o ki iki kez okunmayı hak eden bir kitap.
📚
 Fiziksel olarak kambur olan birinin hayatını ve iç dünyasını anlatıyor. Biri diyorum çünkü cinsiyetini kitap boyunca öğrenemiyoruz. 
📚
 Karakter toplumdan biraz kopuk, yalnız ve kendi düşüncelerine gömülmüş biri. 
Günlük hayatında pek bir şey “olmaz” gibi görünüyor ana  asıl olaylar onun zihninde yaşanıyor. 
📚
Kendisiyle, vücuduyla ve dünyayla dalga geçen, alaycı, zeki ve son derece karamsar (nihilist) biri.
Topluma dışarıdan bakarken, insanların sahteliklerini, alışkanlıklarını ve anlamsız çabalarını keskin bir dille eleştiriyor.
📚
En beğendiğim alıntıyı paylasmadan yazımı bitirmeyeyim:

 "Beni bir kambur olarak değil, bir insan olarak görün demiyorum. 
Beni bir kambur olarak görün, ama öyle bir kambur ki, sizin bütün düzlüğünüzü, doğruluğunuzu bozsun."

Böyle bir roman işte Kambur. Okuru dümdüz eden doğru bildiğini sorgulatan bir eser .
📚
Kambur benim için Şule Gürbüz ile tanışma kitabım oldu. En çok konuşulan romanı "Kıyamet Emeklisi"ni de çok merak ediyorum. 

#reklamdeğildir
#reklamdeğiltavsiye #okudukçabüyürinsan
 #okudum bitti

7 Nisan 2026 Salı

YENİ KİTAPLAR YENİ OKUMALAR


Oysa geçen ay kendime söz vermiştim.
📚
Uzun süre kitap almayacaktım.  
📚
Maalesef söz konusu kitaplar olduğunda ben sözümü tutamıyorum ki beni tanıyanlar bilir; verdiğim sözün arkasında olmak benim en önemli özelliğimdir.
Söz konusu kitap olunca maalesef kendime verdiğim sözleri tutamıyorum. 
📚
27 Mart - 5 Nisan arası Kepez Kitap Fuarı vardı oradan aldıklarım, arkadaşlarımla değiş tokuş yaptıklarımla birleşince böyle bir kitap kulesi oluştu.
📚
Hepsini okuyacağım elbette ama şu an enfes bir kitap okuyorum.  Sanırım baskısı tükenmiş dilerim yeniden basılır ve herkes okur. 
"Kırıldığımız yerlerden nasıl iyileşiriz"i  sorgulayan bir kitap 3. Fotoğrafta paylaştım.
📚
Ne diyeyim okumayı seviyorum ömrüm yettiğince de okuyacağım 📚

1 Nisan 2026 Çarşamba

MART AYI OKUDUKLARIM

Mart uzun bir ay olsa da benim için okuma konusunda  çok verimli geçmedi. Hem artık gözlerim çok yorgun🤓, hem kendim yorgunum bunların etkisi olabilir, gerçi hep söylerim ben bir ayda 15 - 20 kitap okuyabilen biri değilim. 🤗
📚
Bu ay okuduklarım içinde en beğendiğim Beyaz Gemi oldu.⛴️
📚
Çağan Irmak romanı Ayrılış ilginçti. Değişik bir Ayrılış hikayesi var. İlerleyen günlerde yazacağım. 
📚
Marquez'i anlamak için onun hayatını okumak gerek düşüncesi ile Anlatmak İçin Yaşamak 'ı okudum.📚
📚
Bu Hikâye Senden Uzun Osman, e kitap olarak okuduğum ilk kitaptı diyebilirim . Ben uzun süre e- kitap veya pdf kitap okuma taraftarı olmadım ama yavaş yavaş başladım çünkü hem kitap fiyatları çok yüksek hem de artık kitaplarımı koyacak yer yok. Okurken yüzümü güldüren bir kitap olduğunu söylemek isterim. 🥰
📚
Bereketli Vadinin Tembelleri ise mart ayında okuyup beğendiklerim arasında 2. Kitap oldu. 
📚
Bakalım Nisan ayında neler okuyacağım?

23 Mart 2026 Pazartesi

TANTE ROSA

Türk Edebiyatı'nda üç kadın yazar var ki   çok ama çok severim; Füruzan, Adalet Ağaoğlu ve  Sevgi Soysal. 
📖
Sevgi Soysal 1936 -  1976 yılları arasında yaşamış kırk yıllık hayatına bir çok eser sığdırmayı başarmış çok erken gitmiş bu dünyadan  bu yüzden onu biraz daha fazla severim.
📖
Yenişehir 'de Bir Öğle Vakti ile başlayan, sonrasında  Yürümek ve Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu ile devam eden Sevgi Soysal kitaplarını okuma sürecime yıllar sonra 2022 yılında okuduğum Tante Rosa da eşlik etti.
📖
Tante Rosa  beni çok mutlu eden bir okuma idi.
Rosa inanılmaz bir karakter.
Kadınlığın bin bir halini içinde barındıran biri, heyecanı, hayata olan bağı, toplumun tüm dayatmalarına kafa tutuşu, en dibe düştüğü zaman bile tekrar yüzeye çıkma çabasıyla bir idol kadın. 
📖
Bazen doğru bazen yanlış yapıyor ama ama doğru da onun doğrusu, yanlış  da onun yanlışı ve sürekli bir mücadele içinde. 
 İronik, keyifli bir anlatımı var kitabın    eğlenceli, çok sevmiştim.
Tante Rosa yazarın teyzesi Rosel' in hayatı aslında. Sevgi Soysal ' ın kelimeleri ile buluşunca bambaşka olmuş.
📖
Tante Rosa 1968 yılında yazar o zamanlar  Sevgi Sabuncu iken  Dost Kitapevi tarafından basılmış ve çok anlaşılmamış, her ne kadar komedi kurgu olsa da bana göre ilk post modern eserlerden biri Tante Rosa belki bu yüzden anlaşılmamıştır; ayrıca 1992 de Seni Seviyorum Rosa adı ile filme de uyarlanmış. Senaryo ve yönetmenliğini Işıl Özgentürk üstlenmiş. Sumru Yavrucuk, Halil Ergün gibi sanatçılar filmde rol almışlar. 
📖
Kitabın girişinde yazarın kızı Funda Soysal, Tante Rosa' yı "erken öten bir horoz" olarak değerlendiriyor.  
📖
İnanılmaz kıymetli bir eser okunmalı, kitaplığımda bulunmalı idi... 🌹📖🌹

#reklamdeğildir