
Bazı yazarları ve kitaplarını mutlaka okumalıyım. Bu nedenle kitap çıkar çıkmaz; kitabı edinir kitaplığımın bir köşesine koyarım. Sevdiğim yazarların kitaplarını okumaya kıyamama gibi tuhaf hallerim de vardır.
Bu nedenle 2013 başlarında çıkmış olmasına rağmen; beklettiğim bir kitap oldu Doğudan Uzakta.
Amin Maalouf okurlarını üç kategoriye ayırıyorum :
- Birinci grup; okur tarafından çok sevilen;
- İkinci grup; okur tarafından sevilmeye çalışılan;
- Üçüncü grup da; okur tarafından sevilemeyen bir yazar.
Benim, yazarın kitaplarıyla tanışmam 1997'ye rastlar. İlk okuduğum romanı "Semerkant"tır. Kendimi bildim bileli Ömer Hayyam sevdalısı olduğumdan bu romanı su gibi okuduğumu hatırlıyorum. İkinci okuduğum roman "Doğunun Limanları" dır; uzun süre etkisinde kaldığım bir romandır bu da.
Bu iki kitap benim için önemli bir referans olduğundan; bundan sonra
"Amin Maalouf ne yazarsa okurum abi " moduna girmiş sadık bir Amin Maalouf okuru olduğumu da belirtmek isterim. Bu durumda naçizane yaptığım kategorinin 1. kısmında görüyorum kendimi.
Gelelim romana.
Kitap tanıtımlarında çok detay anlatmayı sevmem.
Doğudan Uzakta bir dönüş hikayesi.
Yıllar önce yaşadığı topraklara sevdiği ama arasının açık olduğu arkadaşı Murad'ın ölümü nedeniyle dönmek zorunda kalan Adam'ın hikayesi. Güzel bir konu. İç savaşın yaraları, yaraların izleri ve yarım kalan, belki de hiç başlamayan bir aşk hikayesini barındırıyor içinde.
Benim fikrim; Doğudan Uzakta bu yıl okuduğum en iyi romanlardan biri.





