Blog Listem
14 Aralık 2015 Pazartesi
SİZİN HİÇ MAVİNİZ VAR MI ?
Çok iyi bir televizyon izleyicisi olmadığım için yeni nesil sunucular ve benzeri televizyon çalışanlarını tanımıyorum.
Özge Uzun adını da önce blogda yazılarını severek okuduğum; birbirimizi tanıyıp arkadaşlığımızı sanal alemden gerçek aleme dönüştürdüğümüz sevgili Gülşah sayesinde öğrendim.
Gülşah'la ara sıra birbirimize kendi kitaplığımızdan kitaplar armağan ederiz.
Ben buna KİTAP KARDEŞLİĞİ adını verdim.
Bu yaz bu sayede pek çok güzel kitap okudum. İşte Özge Uzun'la böylelikle tanıştım.
Özge mesleğine aşık çok başarılı bir televizyoncu.
Her kadın gibi evlenip bir hamilelik yaşıyor
Hamileliği şahane geçiyor, görünürde hiç bir sıkıntı yok.
Çok güzel masmavi gözlü bir çocuk dünyaya getiriyor ve sorun burada başlıyor.
Oğlu Dağhan dünyaya gelirken bir takım sıkıntılarla geliyor. Özge için zorlu bir mücadelenin kapıları aralanıyor.
Dağhan'a tam bir tanı konamıyor.
Dağhan otistik, ya da dawn sendromlu falan değil. Fakat konuşamıyor. İşte Özge Uzun bu yaşadıklarını anlatmış kısacık kitabında.
Anne olmak kadına ait en özel duygulardan biri.
İnsan anne olduğunda sanki kurşun geçirmez bir zırhla kuşanıyor, üstelik dağları devirecek bir güce sahip oluyor. Yoksa başka türlü sıkıntılarla savaşılmaz. Her şey çocuklarımız için. Topluma adam yetişiyor çünkü, ne kadar nitelikli ve sağlıklı olursa anneliğin yanına kâr kalıyor.
Yılın son günlerinde okuduğum bu kitap bu yıl okuduklarım içinde beni en çok etkileyenlerden biri oldu. Dilerim Dağhan güzel günler görür ve annesi çabalarının sonucunu alır.
21 Kasım 2015 Cumartesi
MÜCELLA
MÜCELLA aslında bir dönem romanı. Karadeniz ' de; okurken Trabzon olabileceğini düşündüğümüz bir şehirde 2. Dünya Savaşı ' ndan başlayarak Türkiye 'nin önemli bir dönemine tanıklık ederek ilerleyen bir roman.
Kitabı okuma nedenim Nazan Bekiroğlu ' nun kitaplarını seviyor olmam.
İlginc bir roman olduğunu söyleyebilirim.
Okurken okuru yormuyor ve hızlı ilerliyor. Diğer yandan, Mücella'nın annesi sayesinde dört duvar arasına sıkışıp kalan sadece iğne oyaları ve muhteşem dikişlerle süslü yaşamı da yavaş ilerliyor .
Bu da okurda çelişki yaratıyor.
Geçip giden hayatı sanki bir pencereden bakar gibi izleyen Mücella'nın sessizliği ve çaresizliği zaman zaman okuru kızdırsa ve acıma duygusu yaratsa da
Mücella bütününde güzel bir roman.
İçinde insana dair pekçok şey barındıran dönem romanları okumak isteyenler Mücella' yı da mutlaka okumalılar.
30 Ekim 2015 Cuma
BENDEN SELAM SÖYLE ANADOLU'YA
Kitaplığımda yıllar öncesinde okuduğum bir kitaba tam da bu zamanlar rastlamak ne güzel.
Benden Selam Söyle Anadolu'ya adlı mükemmel romanı okuyalı neredeyse 20 yıl olmuş.
Kendimi bildim bileli Türkler ve Anadolu Toprakları'nda yaşayan Rumların hüzünlü hikayesi beni içine çeker.
Anne tarafından köklerim Girit Adası'na kadar uzandığından mı, yoksa içimde kalan insana ait duygulardan mı bilmiyorum mübadele beni çok çok etkiler.
Benden Selam Söyle Anadolu'ya işte bu mübadelenin, Kurtuluş Savaşı yıllarının ve 1. Dünya Savaşı'na kadar birbiriyle dost yaşamayı başarmış iki ayrı milletin karşı karşıya getirilmesinin; kendi topraklarından ayrılmak zorunda bırakılmasının hüzünlü hikayesidir.
Gerçek bir yaşam öyküsünden yola çıkarak yazılmış; gerçek bir hikayedir.
Benden Selam Söyle Anadolu'ya’ nın, özgün adı‘Kanlı Topraklar’ dır ve 1970′li yıllarda Türkiye’de en çok okunan romanlardan biridir.
Yazar Dido Sotiriyu'nun gazeteci yazar Zeynep Oral’la yaptığı röportajında “Bir tek düşman vardır: düşman , ne Türklerdir , ne de Yunanlılar! Düşman, savaştır.
Savaş ve onu körükleyen çıkarlar” demiştir.
Ne yazık ki; üzerinden uzun yıllar geçse de savaşın sonu gelmiyor.
İnsanlar; halen kurulu düzenlerini bırakıp, hiç bilmedikleri coğrafyalarda yaşamaya mecbur ediliyorlar.
Benden Selam Söyle Anadolu'ya herkesin ve özellikle gençlerin okuması gereken bir kitap.
Ne yazık ki öğrencilerimin arasında bu kitabı bilen yok. Ben de tam da bu günlerde bu kitabı önermek istedim.
Mübadelenin ve savaşın acımasızlığını daha iyi anlamak için.
Kurtuluş Savaşı'nın önemini daha iyi kavramak için ve Mustafa Kemal'in ne kadar değerli bir komutan olduğunu bir kere daha hatırlamak için mutlaka okunmalı .
16 Ekim 2015 Cuma
KOŞMASAYDIM YAZAMAZDIM
Uzun zaman olmuş okuduğum kitapları paylaşmayalı.
Gündemin üzücü olması en büyük nedenim. Dilerim aydınlık günler görürüz ...
Bu yaz çok kitap okudum ama aklımda kalanlar, yazmaya değer gördüklerim o kadar az ki ...
Ben Murakami kitapları sevenlerdenim. İmkansızın Şarkısı ve Sahilde Kafka ile başlayan yolculugumuz halen devam ediyor.
Geçen sene yazarın kendi hayatını anlattığı kitabı KOŞMASAYDIM YAZAMAZDIM' ı
kitap raflarında yerini alır almaz edinmistim. Fakat Sahilde Kafka ve hemen ardından SINIRIN GÜNEYİNDE
GÜNEYİNDE BATISINDA romanlarını üst üste okuduğumda bu yeni kitaba ara vermiştim. Sonrasında araya farklı kitaplar da girince okumakta geciktim.
Geçen günlerin birinde kitaplığımda KOŞMASAYDIM YAZAMAZDIM ile karşılaşınca çocuk gibi sevinerek okumaya başladım.
Bu bir roman değil . Yazarın kendisi ile ilgili hoş bir anlatı.
Koşmanın hayatındaki önemi ve yazma serüveni ile ilgili samimi, sıcak bir kitap.
Murakami sevenlerin yazarı daha iyi tanımları için okumaları gerektiğini düşünüyorum.
Murakami sevmeyenler zaten bu kitabı okumayacaklardır.
Tanımak isteyenler de önce bir iki romanından başlamalılar diye düşünüyorum.
Ben de KOŞMASAYDIM YAZAMAZDIM ' dan sonra, okumakta çok ihmal ettiğim Zemberek Kuşunun Güncesi ' ni ve 1Q84' ü okumak istiyorum. Tabii araya başka kitaplar girmezse ...
25 Ağustos 2015 Salı
YÜRÜMEK
Sevgi Soysal, güçlü kalemiyle Türk Edebiyatı' nda iz bırakan yazarlarımızdandır.
Kırk yıllık ömrüne birbirinden değerli eserler sığdırmış ve yazık ki bu dünyadan çok erken ayrılmıştır.
Gectiğimiz günlerde Soysal ' ın YÜRÜMEK adlı romanını okudum.
Ela ile Memet 'in öyküsü.
70' li yıllarda büyüyen, önce çocuk sonra genç kız ve delikanlı ve sonra da yetişkin olmalarının hikayesi.
Ela' nın hikayesinden Memet 'in hikayesine geçişte yapılan doğa betimlemeleri ve mükemmel bir anlatım ...
Sevgi Soysal kitapları edebiyat tadı almak isteyen okurları kolaylıkla kendine çekecektir.
Daha önce Sevgi Soysal kitaplarını okumayanlar için "Yürümek" hoş bir başlangıç olabilir.
21 Ağustos 2015 Cuma
YAZ KİTAPLARIM
Kitap bloguma neredeyse bir olacak yazmayalı. Bu sürede yukaridaki kitapları okumuşum.
Kısa Kısa anlatayım size :
1- Leylak Zamanı : Maeve Binchy 'den
hiç okumadım bu güne kadar. Birkaç arkadaşımın önerisiyle başladım. Ya zamanlamam yanlıştı ya da bana hitap etmedi. Okudum ama sevemedim. Belki de başlangıç için yanlış kitabını seçtim yazarın.
***
2- Kavgam : Kuzenim Antalya' ya tatile gelmeseydi, tatil kitabı olarak Kavgam 'ı seçmeseydi okumak aklıma bile gelmezdi . Kitap, yazarın hayatını anlatıyor ve hayatla kavgasını. Sert ama akıcı bir dili vardı yazarın sevdim.
***
3- NE MALUM : Bu yazın en keyif veren kitaplarından biri oldu. İçinde birbirinden güzel yedi öykü var. Yazarın diğer kitaplarını da aldım bu arada...
****
4- HERKES YALNIZ : Özellikle temmuz ayı öykü okuma ayımdı . Onur Caymaz' ın öyküleri beklentimi fazlasıyla karşıladı.
***
5- UNUTMA DERSLERİ : Nermin Yıldırım yeni tanıdığım bir yazar. Daha önce de Saklı Bahçeler Haritası ' nı okumuş ve cok beğenmiştim. Unutma Dersleri birkaç tık öne geçti. Okurken yanımda hep bir kalem taşıdım altını çizdiğim öyle çok cümle vardı ki. ..
***
6- DOKUZ ODA CİNAYETLERİ : Ayşe Erbulak polisiye yazmayı seviyor. Zaman zaman ben de polisiye roman okumayı seviyorum. Bu roman da iki gün içinde okunabilecek bir roman. Ancak sıkı polisiye ve gerilim okumayı sevenlere hafif gelecektir. Bana göre hoş bir roman olmuş. Sadece yazara ufak bir serzenişım olacak ; "Diğer üç kitabında okura kendini sevdiren baş komiser Deniz ' i bu kadar kötü bir insana dönüştürmeseydin be Ayşe ".
***
Şimdilik okuduklarım bunlar.
Sonbahar kitaplarım da bir sonraki yazımın konusu olsun ... : )
Posted via Blogaway
1 Ağustos 2015 Cumartesi
KOCAN KADAR KONUŞ DİRİLİŞ
Gündemin üzücü ve kasvetli havasını dağıtmama yardım edecek bir kitap okumalıydım.
Evdeki kitaplarımın arasından Efsun kız yardımıma koştu. :)
Kocan Kadar Konuş ' un ilk kitabını okumamıştım. Fakat filmini izlemiştim. Filmde Ezgi Mola 'nın hayat verdiği Efsun Karakteri, bir de Efsun' un şair Sabahattin Ali ile sohbetleri hoşuma gitmişti.
Hal böyle olunca ikinci kitabın çıktığını görüp hemen almış fakat okumak için bekletmiştim.
Kocan Kadar Konuş ( Diriliş ) tam da bu kasvetli anlarıma iyi gelen bir kitap oldu.
Efsun ve Sinan ' ın evlilik yolundaki maceralarını anlatıyor.
Kitap bu anlamda sıradan gibi görünebilir fakat ben romanda Efsun karakterini filmdekinden daha çok sevdim. Efsun ' un gösterişten uzak, kendine münhasır hayata bakış açısı beni çok eğlendirdi.
Hele o " her eve lazım çok bilen teyzeler " karşısındaki sağlam duruşu, 30 yaşına geldiği halde çevresi evlilik konusunda umutsuz vaka olarak görse de bu durumu takmayan hali eğlenceli geldi bana.
Haaa bir de Sabahattin Ali ile olan keyifli sohbetleri ...
Bence kitabın en güzel yerlerinden biri de buydu.
Bakalım devam filmi nasıl olacak?
Benim fikrim zannedersem değişmeyecek . Her zaman kitap filmden daha güzeldir bence ...
Kocan Kadar Konuş Diriliş şahane bir yaz kitabı olabilir.
Şimdi sırada okunacak iki kitabım daha var. Onlar da diğer yazılarımın konusu olsun ...


