Şebnem İşigüzel her yazdığı romanı tereddüt etmeden alıp okuduğum yazarlardandır. Onunla tanışıklığım Eski Dostum Kertenkele 'ye kadar uzanır.
Geçen yıl Venüs adlı romanı ile de hem gönlümün, hem kitaplığımın baş köşesinde yerini çoktan almıştır.
Bu nedenle Gözyaşı Konağı'nda da hemen edinerek okudum ve çok sevdim.
Okuması kolay, dili her zamanki gibi akıcıydı.
Bir dönem romanı Gözyaşı Konağı 1876 yılında evlilik dışı bir bebeğe hamile kalan genç bir kadını anlatıyor.
Öyle etkili bir kurgu var ki romanda sanki yaşananlar 1876 da değil de; günümüzde yaşanmış gibi bir etki uyandırıyor okurun gözünde .
İşte sırf bu nedenle okunmalı bu güzel roman ...
Blog Listem
26 Haziran 2016 Pazar
GÖZYAŞI KONAĞI
10 Haziran 2016 Cuma
ÇATI KATI AŞIKLARI
Nefis bir roman eşlik etti haziran ayının ilk günlerinde bana
Kurgusu, konusu muhteşemdi.
Bir çatı katında kesişen hayatlar ve her bir hayatın ayrı bir yaşanmışlığı olması... Geriye kalan izler.
Kırık ama çok kırık bir aşk hikayesi.
Şükran Yiğit blog camiası için eski, benim için yeni bir yazar.
Romanı o kadar beğendim ki yazarın diğer kitaplarını da en kisa sürede okumak istiyorum.
İkinci fotoğraf mı?
Geçtiğimiz günlerde yoluma çıktı.
Çatı Katı Aşıkları' nı okurken rastlamak keyifli oldu. ☺
21 Mayıs 2016 Cumartesi
EV ANASI
Mayıs ayımı şenlendiren bir kitap okuyorum . EV ANASI.
Kitaptaki Nur Karakterinde kendimi buluyorum.
Yazarı da tanıdık. Blog dünyasından Ev Anası blogunu sahibi Birgül Özcan.
Daha kitabin ilk sayfalarında rastladığım şu cümle son yıllarda yarı zamanlı ev kadınına dönüşmüş beni gülümsetti :
" Bütün kadınlar hızla deliriyordu, birinciliği ev hanımlarına verdiler ."
Ev işlerinin üzerime dağ gibi yıkıldığı zamanların birinde Ev Anası Nur keyfimi yerine getirdi.
Okudukça kısacık kitaptan ve satırlarından kendimi alamadım.
Ev kadınlığı ancak bu kadar zekice ve esprili bir şekilde ifade edilebilirdi.
Kalemine ve emeğine sağlık sevgili Birgül . Ev Anası Nur 'u unutmam kolay olmayacak !!!!
22 Nisan 2016 Cuma
DÜN, BUGÜN,YARIN
Kırkyedililer gibi derinliği olan bir romandan sonra kendime gelmem için farklı birşey okumalıydım.
Bazı zamanlar biyografi okumayı severim. Hayatını okuduğum insanların yaşadıklarından kendime de pay çıkarırım.
Dün, Bugün, Yarın bu anlamda hoş bir seçim oldu.
Aslında okumak için sırasını bekleyen çok kitabım var ama konu Sophia Loren olunca hemen okumaya başladım.
Henüz beş yaşında küçük bir kızken ülkesini İkinci Dünya Savaşı içinde bulan bir çocuğun, kendi deyimiyle çirkin ördek yavrusunun kuğuya dönüşümünün hikayesidir okuduğum.
Ben çok beğendim .
Ayrıca kitabın tasarımı, puntolarının büyüklüğü, kapağı da çok şıktı. Üstelik; -sakın reklam olarak düşünmeyin - D&R da güzel bir indirim yapmış.
E hal böyle olunca benim payıma da okumak düştü.
Posted via Blogaway
17 Nisan 2016 Pazar
KIRK YEDİLİLER
7 Mart 2016 Pazartesi
İMKANSIZIN ŞARKISI
Bildiğim kadarıyla Murakami 'yi Türk okurlar ile tanıştıran ilk roman İMKANSIZIN ŞARKISI.
Ben Murakami ile SAHİLDE KAFKA sayesinde tanışmıştım.
Romanın büyüsüne kendimi kaptırıp kısa sürede bitirmiştim.
Murakami değişik bir yazar.
Romanlarında kedi, klasik müzik ve başka yazarların kitap adları sıklıkla var. Bu yüzden yazarın romanlarını okurken, bilmediğimiz yazarlarla, hiç dinlemediğimiz klasik müzik ezgileri ile tanişabiliriz.
İMKANSIZIN ŞARKISI da böyle bir roman. 68 kuşağının özgür dönemlerinde Japonya 'da yaşanmış değişik bir aşk öyküsünü anlatıyor.
Ben kendi adıma söylemeliyim ki romanı çok beğendim.
Roman kahramanı
Vatanabe 'nin 20 li yaşlarda yaşadıklarını 20 yıl sonra kendi ağzından dinlemek güzeldi. Yapılan eleştirilerde romanı fazla erotik bulanlar olduğunu gördüm. Bu bence romanın geçtiği altmışlı yılların sonu ile ilgili bir durum. Zira o yıllar dünyada her konuda özgürlük rüzgarlarının estiği yıllardı.
Bu romandan geriye kalan okumaya değer ve yazarın sıklıkla söz ettiği iki roman var. Biri Muhteşem Gatsby, diğeri Büyülü Dağ.
Ben her iki romanı da çok eskiden okumuştum ve itiraf edeyim ki Muhteşem Gatsby 'i yazar kadar sevemedim.
Diyebilirim ki İMKANSIZIN ŞARKISI ben de MUHTEŞEM GATSBY ' e göre daha çok iz bıraktı.
Murakami sevenlere ve benim gibi henüz okumamış olanlara duyurulur. 😄
Posted via Blogaway
25 Şubat 2016 Perşembe
ŞUBAT OKUMALARI

Şubat ayına üç kitap sığdırdım.
Üçü de keyifli kitaplardı.
CAN KIRIKLARI : Yıllar önce Antalya 'da bir kez yapılan ve devamı gelmeyen Tüyap Kitap Fuarı'ndan almıştım. Araya bir dolu kitap girdiğinden okumayı ertelemistim. Sonra da unutmuşum.
Kitaplarımı düzenlerken karşıma çıktı.
Başladığım gibi bitirdim.
Karin Karakaşlı birbirinden dokunaklı öyküler yazmış . Hepsini ayrı ayrı çok beğendim. Öykü sevenler için hoş bir okuma olabilir.
***
BENİM OLAĞANÜSTÜ AKILLI ARKADAŞIM : Bir üçlemenin ilk kitabı.
Üçleme NAPOLİ ROMANLARI diye geçiyor.
İki çocukluk arkadaşının hayat hikayesini anlatıyor.
Serinin diğer kitaplarında bu iki kız arkadaşın evlilik ve orta yaş hikayelerine tanık olacağız. Ben diğer iki kitaba hemen başlamadım çünkü üzerinizden uzak, ardarda çok merak etsem de seri kitap okuyamama gibi bir huyum var. ☺
***
PARİSE SON TREN : Geçen yıldan beri okumak istediğim bir romandı. 2. DÜNYA SAVAŞI sırasında yolu Paris'e düşen bir gazeteci kadının savaş yıllarındaki hayatını anlatıyor.
Roman kadının 87 yaşındaki hali ve kendine eski işyerinden gönderilen, içinde notları olan bir kutunun açılmasıyla ilerliyor.
Henüz başlarındayım ama bu roman beni mutlu eden bir okuma oldu.
Hafta sonu elimden düşmeyeceği kesin.
Tam da savaş seslerinin ayyuka çıktığı şu günlerde Paris 'e Son Tren çok etkiledi beni.
Daha güzel, huzurlu ortamlarda yeni kitaplarla buluşalım dilerim ve okuma sevgimiz hiç bitmesin.
Posted via Blogaway
