****
" Bir aileyi birleştirmek için neyi bölmelisin? "
" Ekmeği ... "
****
Yahudi kökenli Sage kendi halinde yaşayan, bir fırında şahane ekmekler yapan, babaannesine çok düşkün, evli sevgilisi ile umutsuz ama mutlu bir aşk yaşayan hayatının sınırlarını kendi çizmiş bir kızdır.
Katıldığı grup terapisinde karşısına Josef adında bir adam çıkar.
Josef 90 yaşında tonton bir ihtiyardır ve kısa sürede Sage ile dost olurlar.
Sage ısınmıştır bu yaşlı adama.
Günlerden bir gün Josef Sage'den kendisi ile ilgili önemli bir şey yapmasını ister !!!
Sage'in kendini öldürmesini ve bu çok uzun hayatına son vermesini ister Josef.
Sage şaşkındır; zira böyle bir teklifi ilk kez almaktadır.
Öyle ya, kim kimden kendini öldürmesini ister?
Elbette itiraz eder bu değişik teklife.
Ardından duyacak olduğu itiraf karşısında daha da şaşırır Sage.
Çünkü Josef II. Dünya Savaşı yıllarında bir nazi subayıdır ve yüzlerce yahudiyi acımasızca öldürmüştür.
Bunun vicdan yükünü taşıyamamakta ve 90 yaşında olup da halen ölememesini kendine verilen bir ceza olarak görmektedir.
Kendi de yahudi olan Sage 'in fikri değişecek ve Josef " ın sıra dışı teklifini kabul edecek midir?
***
Ağustos ayımı işte bu ilginç konulu kitap şenlendirdi.
Ben çok beğendim ve herkese tavsiye ediyorum.
Posted via Blogaway
Blog Listem
10 Eylül 2016 Cumartesi
HİKAYECİ
13 Ağustos 2016 Cumartesi
SPUTNIK SEVGİLİM
Murakami kitapları bende tam da şu duyguyu uyandırır; " Bir büyük kapı var ve anahtarı sadece bende. O kapının kilidini çevirip içeri girince bambaşka bir dünya çıkıyor karşıma. Bu dünyada mutlaka kulağıma çok farklı ve güzel müzikler geliyor. Kimi zaman konuşan, kimi zaman tembel ama mutlaka kedilerin olduğu, sözcüklerin ve notaların havada uçuştuğu farklı bir dünya ... "
İşte bu dünyadan kopmak, kapıyı tekrar kilitleyip kendi dünyama dönmek hep zor gelmiştir bana.
Bu nedenledir ki; Murakami ' nin her yeni kitabı benim için heyecandır, sevinçtir.
- "Nasıl okuyorsun bu adamı tek bir satırına bile tahammül edemiyorum" diyen arkadaşlarım da yok değil elbette. Ama bu onların fikri.
SPUTNIK SEVGİLİM ' i satışa sunulur sunulmaz alıp okuma nedenim tam da beni bu farklı dünyaya götüreceğinden emin olmamdır.
Ve... yanılmadım işte.
Yine nefis bir kurgu, şahane bir roman, üçlü ama farklı bir aşk öyküsü.
Murakami sevenler ...
Mutlaka okuyun derim ...
Sevmeyenler; bir kere daha şans verin derim . ☺☺
Posted via Blogaway
30 Temmuz 2016 Cumartesi
BENİM OLAĞANÜSTÜ AKILLI ARKADAŞIM
Sosyal medya ve özellikle instagram olmasaydı böyle bir serinin varlığından haberdar olmayabilirdim.
Böyle güzelliklerinden ötürü sosyal medyayı sevdiğim doğrudur.
Geçen yaz ayında serinin ilk kitabı " Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım " yayınlandı ve yayınlanır yayınlanmaz okurlar tarafından çok sevildi. Ben kışa doğru edindim kitabı fakat araya başka kitaplar girdiğinden okumam yaz aylarına kaldı. Aslına bakarsanız iyi de oldu çünkü bu dört serilik muhteşem roman yaz kitabı sanki.
Roman bir kayboluş hikayesi ile başlıyor. Yıllar yıllar sonra Lenu'ya bir telefon gelir, arayan çocukluk arkadaşı Lila'nın oğludur. Lenu'nun çocukluk arkadaşı olan asi kız - tabii artık yaşlı bir kadın - Lila kaybolmuştur ve Lenu bu telefon üzerine on iki yaşına geri döner.
Lenu ve Lila çocukluk arkadaşıdır.
Birlikte büyümüşlerdir. İtalya'da fakir sayılabilecek bir mahallede yaşamaktadırlar.
İkinci Dünya Savaşı henüz bitmiş, fakat insanlar üzerinde savaşın izleri kalmıştır.
Serinin ilk romanı işte bu fakir mahallede 1950'li yıllarda geçer.
Biz de kendimizi muhteşem bir hikayenin içinde buluruz.
Ben elimden bırakmadan ilk seriyi bitirdim. Diğerlerinin daha da güzel olduğuna eminim. Zira diğer üç seride Lenu ve Lila'nın genç kızlık ve kadınlık dönemlerine tanıklık edeceğiz.
Bu arada çevirinin mükemmelliğine değinmeden yazımı bitirmek istemiyorum.
Tüm seriyi çeviren Eren YÜCESAN CENDEY' İN emeklerine sağlık ...
16 Temmuz 2016 Cumartesi
HAVVA ' NIN ÜÇ KIZI
Yazıma başlamadan peşin peşin söyleyeyim; ben aslında önceleri iyi bir Elif Şafak okuruydum. Kalemini çok ama çok beğenirdim. Henüz bu kadar tanınmamışken MAHREM, PİNHAN, BABA VE PİÇ 'i çok da severek okumuştum.
Sonra bir dönem kızdım ona. Okumayı bıraktım. Sanki yazılarında, romanlarında ticari kaygı varmış gibi hissettim. Benim gibi düşünenler var mı bilmiyorum?
Gelelim Havva 'nın Üç Kızı'na ...
Eni konu sevdiğim bir roman oldu . Yorumlarda ötekilestirme falan deniyor ama ben aradığım pek çok sorunun yanıtını buldum bu romanda .
Elif Şafak bir söz sihirbazı.
Kitaptan bir alıntı paylaşmak isterim. Spinoza 'dan bir alıntı almış yazar :
" İNSANIN GERÇEKLEŞTİREBİLECEĞİ EN YÜKSEK EYLEM, ANLAMAK AMACIYLA ÖĞRENMEKTİR, ÇÜNKÜ ANLAMAK DEMEK ÖZGÜRLEŞMEK DEMEKTİR. "
Yazarı sevenler çoktan okuyup bitirmişlerdir Havva'nın Üç Kızı 'nı. Henüz okumayanlara ise mutlaka öneririm.
Posted via Blogaway
3 Temmuz 2016 Pazar
ANKARA MON AMOUR
Yine Şükran Yiğit ve yine şahane bir roman.
Ankara ile hiçbir ilgim olmamasına rağmen; Suna, Emel ve Ömer 'in gözünden bir döneme ve büyük bir aşka tanıklık etmek çok ama çok güzeldi.
Üç kitabı var Şükran Yiğit in. Çatı Katı Aşıkları ile birlikte okuduğum ikinci kitabı oldu Ankara Mon Amour.
Daha çok yazmalı bence sevgili yazar; çok güçlü ve çok güzel bir kalemi var çünkü .
Mutlaka okunmalı ...
Posted via Blogaway
26 Haziran 2016 Pazar
GÖZYAŞI KONAĞI
Şebnem İşigüzel her yazdığı romanı tereddüt etmeden alıp okuduğum yazarlardandır. Onunla tanışıklığım Eski Dostum Kertenkele 'ye kadar uzanır.
Geçen yıl Venüs adlı romanı ile de hem gönlümün, hem kitaplığımın baş köşesinde yerini çoktan almıştır.
Bu nedenle Gözyaşı Konağı'nda da hemen edinerek okudum ve çok sevdim.
Okuması kolay, dili her zamanki gibi akıcıydı.
Bir dönem romanı Gözyaşı Konağı 1876 yılında evlilik dışı bir bebeğe hamile kalan genç bir kadını anlatıyor.
Öyle etkili bir kurgu var ki romanda sanki yaşananlar 1876 da değil de; günümüzde yaşanmış gibi bir etki uyandırıyor okurun gözünde .
İşte sırf bu nedenle okunmalı bu güzel roman ...
10 Haziran 2016 Cuma
ÇATI KATI AŞIKLARI
Nefis bir roman eşlik etti haziran ayının ilk günlerinde bana
Kurgusu, konusu muhteşemdi.
Bir çatı katında kesişen hayatlar ve her bir hayatın ayrı bir yaşanmışlığı olması... Geriye kalan izler.
Kırık ama çok kırık bir aşk hikayesi.
Şükran Yiğit blog camiası için eski, benim için yeni bir yazar.
Romanı o kadar beğendim ki yazarın diğer kitaplarını da en kisa sürede okumak istiyorum.
İkinci fotoğraf mı?
Geçtiğimiz günlerde yoluma çıktı.
Çatı Katı Aşıkları' nı okurken rastlamak keyifli oldu. ☺
