Blog Listem

17 Mayıs 2011 Salı

YILDIZ İZİ

Yeni kitaplar aldım kendime.  Okudukça tek tek paylaşacağım bu sayfaalrda.

İçlerinde bir tanesi var ki bayıldım tek kelimeyle.
Zeynep Altıok'tan Yıldız İzi.


Zeynep, Metin Altıok - Füsün Akatlı 'nın biricik kızları.

Çocukluğu Türkiye'de iz bırakan değerler arasında geçmiş ve günü gelmiş hepsini birer birer gökyüzüne göndermiş.

Babası Metin Altıok Sivas'ta ortaçağ karanlığında yıldızlara karışmış.

Akıcı çok güzel ama çoğu yerde kırgın, hüzünlü bir dili var kitabın.

Zeynep şanslıymış, yeryüzüne inmiş gerçek yıldızlar arasında geçmiş çocukluğu...

21 Nisan 2011 Perşembe

SERENAD

Uzun zamandır beni bu kadar sarsan bir kitap okumamıştım.

Kitap bittikten sonra ne yeni bir kitaba başlayabildim, ne de kitap hakkında düşüncemi yazabildim.

Üstelik çok da eksik hissettim kendimi.

Meğer ben "Struma"yı hiç duymamışım.

Deliler gibi sevdiğim, yaz aylarında ateş böceklerinin gece şölenine hayran kaldığım Şile'nin denizinin altında yatan koca gemiden hiç haberim olmamış.

Ve Nadia, ahhh Nadia !!!

Geminin güvertesinden gökyüzüne bakarken, kuşların  " V "  şeklinde göçüşünden bile umutlanan Nadia.

Ve Profosör, sevdiği kadına hayatının tek ve en güzel bestesini yapan adam.

Bir insan daha da büyük hangi acıyı yaşayabilir acaba?
Sahiden  de  coğrafya kader midir?

Ve Maya, erkek yazarın kaleminde hayat bulan zeki, okuru kendine bağlayan Maya.

Ve Serenad aslında roman hakkında konuşacak ve yazacak o kadar çok şey var ki ...

1 Mart 2011 Salı

TANRI OLMAK İSTEYEN OTOBÜS ŞOFÖRÜ

Edgar Keret adını yeni duyduğum bir yazar.

İsrail'li. 1967 doğumlu.
Doğrudan savaşın içine doğmuş, hatta savaşal yaşamayı öğrenmiş biri.

Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Şoförü yazarın keyifli hikayelerinden oluşuyor.

Bazı yazarların farkına geç vardığım için kızıyorum kendime.

Edgar Keret de geç tanıdığım yazarlardan.

Şimdi sırada yazarın Filistin'li yazar Samir El Yousef'le birlikte yazdığı
Gazze Blues var.


Bunları okuduktan sonra aklında ne kalıyor diye soracak olursanız; ironi ,kara mizah ve keyifli okuma anları diye cevaplarım ben de. Bir de savaş koşullarında bile gülmeyi ve yazmayı başarmış insanların sırrını paylaşmış olurum, kendimce tabii:))

19 Şubat 2011 Cumartesi

SAHİLDE KAFKA

Bazı kitaplar mutlaka ama mutlaka okunmalıdır.

Sonra kitaplığıımızın en özel köşesinde saklanmalıdır.

Bu tür romanlar okuru kendine tutsak eder ve bağımlılık yaratır çünkü.

Sahilde Kafka da böyle bir roman.

Bir sonraki sayfada ne olacağını merak ederek 650 sayfalık kitabı iki günde bitirmeniz mümkün.

Ben kitapta en çok, hafızası silinenen Nakata'yı sevdim.

Bir kitap kahramanıyla sevgi bağı kurulabileceğini de Sahilde Kafka ve "Nakata " sayesinde öğrenmiş oldum.

Böylece yazar Murakami de " benim yazarım" konumuna geldi.

Sözün özü, Sahilde Kafka'yı okumadıysanız hiç vakit kaybetmeyin, Murakami kitaplarının hayranı olacak hepsini okumak isteyeceksiniz.

Not : Benim şöyle  de bir huyum var; bir yazarın tüm kitaplarını arka arkaya okuyamıyorum araya mutlaka farklı kitaplar girmeli, ama sonra mutlaka diğer kitaplar okunmalı.
 Nedenini bilmiyorum ama bu böyle:)

5 Şubat 2011 Cumartesi

ERKEN KAYBEDENLER

Bazen okuduğumuz bir kitap incecik olsa da içinde yazılanlar sayfalar dolusu gelebilir okuyana.

Böyle kitapları okurken ve bitirdikten sonra kendinizi iyi hissedesiniz.


Bir kaç gün önce böyle bir  kitap okudum.

Erken Kaybedenler.

8 - 17 yaş arası erkek çocukların gözünden hayata dair öyküleri bakış açımı değiştirdi .

Çok çok keyif aldım okurken .

Şimdi herkese tavsiye ettiğim bir kitap oldu Erken Kaybedenler.

Okumadıysanız hiç geç kalmadan okumalısınız, emin olun pişman olmayacaksınız :))

16 Ocak 2011 Pazar

GÖRÜNMEYEN



Çok çok güzel bir roman Görünmeyen.

Bir solukta okutan kendini. Her sayfasını merakla çevireceğiniz, sonlarına doğru bitmesini istemediğiniz bir konusu var.

Uzun uzun anlatmayacağım.

Tek önerim okumadıysanız hemen okuyun.

 Paul Auster ile hiç mi tanışmadınız? O zaman "Görünmeyen" şahane bir başlangıç olabilir?

Hepimize bol kitaplı güzel bir hafta dilerim:)

1 Ocak 2011 Cumartesi

TAMAMLA BİZİ EY AŞK

Ali Poyrazoğlu sevdiğim bir sanatçıdır.
Yazar kimliği ile de sevdiğimden kitaplarını edinip okurum.
Son kitabı  "Tamamla Bizi Ey Aşk" canım arkadaşım sevgili Leylak Dalı'ndan geldi.

(Bu yıl biterken aldığım en anlamlı hediye de bu kitap oldu. Çok teşekkür ederim Leylak'cım )

Tamamla Bizi Ey Aşk deneme yazılarından oluşuyor.
Yılın son günlerinde okumak bana iyi geldi.
Hele annemin yoğun bakım anlarını saymazsak, yanında kaldığım gündüz ve gece kitapla iyi bir dostluk kurduk diyebilirim.

Bu yüzden kitapları seviyorum işte. Onlar yanınızda hiç kimsenin ol-a-madığı anlarda varlıklarıyla size kendinizi iyi hissettirirler. Biz sayfalarını çevirirken farkında olmadan hayata tutunuruz.

Sevdim ben bu kitabı.
Dün gece yeni yıla girdikten sonraki saatlerde  kalan son sayfalarını da okudum sabaha kadar.
Yeni yıla girerken ne yaparsak bütün bir yıl onu yaşarmışız ya; bakalım bu yıl sürekli kitap okuyacak mıyım? :))

İşte kitaptan beğendiğim bazı cümleler :

" Ne buyurmuş büyük üstat Shakespeare;  - Öpücük aşka vurulan mühürdür. -
 ... Aşık değilsen kalp ne işe yarar ki? İstanbul'a bakıyorum camdan, niye Paris dünyanın en romantik kentiymiş ki? Sevgili neredeyse, aşkın da öpüşmenin de başkenti orasıdır ."
***
" Unutmayın, hayal gücü bilgiden daha önemlidir. Bilgi ancak hayal gücünün emrine sunulduğu zaman yaratıcı bilgiye dönüşür ..."
***
" Farkı yaratan insandır. Peki farkı yaratacak olan insanı nasıl eğiteceğiz?"
***
" Hatalarımızın üniversitelrinden nasıl mezun oluruz ? "
***
" Her aile bir tarihtir. Hele okumasını bilene göre bir destandır."
***
" Kahkaha bir yeraltı hareketidir ve yer üstünde binbir çiçek açtırır."

Veee son olarak ;

" Önemli olan sanatların en büyüğü olan yaşama sanatının usta bir işçisi, oyuncusu olmaktır."