Blog Listem

20 Eylül 2026 Pazar

GÜNEŞE BAKMAK

Pazarın sessizliğine biraz huzur,
bir fincan kahve, biraz keyif,
kalbe de yeni haftaya yetecek kadar umut bırakalım…
📚
Bugün acelemiz yok.
📚
Hayat biraz da böyle güzel“Bazı sabahlar yeni bir başlangıç değil; zaten başlamış olan güzel hayatın farkına varmaktır.” 🌿✨🌞
📚
Bu pazar da böyle geçiyor tatlı bir serinlik var ve özlemişim. 
📚
Pazar günüme bu güzel kitap eşlik ediyor. 
📚
Irwin Yalom okumayı seviyorum.  Her zaman değil ama, dönem dönem. 
Güneşe Bakmak da böyle bir döneme denk geldi işte. 
📚
Ölümün farkında olarak yaşamak, güneşe doğrudan bakmaya benziyor. Güneşe uzun süre gözünü kırpmadan bakamazsın; bir süre sonra gözlerin dayanamaz. Ölüm düşüncesine de sürekli ve bütün çıplaklığıyla bakmak insan için aynı şekilde dayanılmaz olabilir diye düşünmüş Yalom ve 
kitap aslında ölümden çok hayatı anlatıyor.
📚
Yalom’un temel düşüncesi şu:
Ölüm
sandığımızdan çok daha fazla yerinde duruyor.
📚
Bazen bunu fark etmiyoruz.
 Bir şeyi aşırı kontrol etmemiz, sürekli güvence aramamız, başkalarının bizi sevmesine ihtiyaç duymamız, başarıya tutunmamız, bazı ilişkilerden kopamamamız... 
Yalom bunların bazılarının altında, doğrudan fark etmediğimiz ölümlülük kaygısının bulunabileceğini anlatmış. 
📚
Ve bence kitabın en güzel tarafı şu: Yalom “ölümden korkmayın” demiyor.
Hatta kendisinin de ölümden korktuğunu açıkça kabul ediyor.
📚
 Mesele korkuyu tamamen ortadan kaldırmak değil; ölümün varlığını bilerek hayatı kaçırmamak.

Kesinlikle önerimdir.

17 Eylül 2026 Perşembe

DANIEL'İN KİTABI

Roman, 1950'lerin Soğuk Savaş ortamında Sovyetler Birliği adına casusluk yapmakla suçlanıp idam edilen Julius ve Ethel Rosenberg çiftinin gerçek hikâyesine dayanıyor.
📚
​Konusu:
Kitapta idam edilen bu çift "Isaacson" ailesi olarak kurgulanmış.
📚
Olaylar, çiftin oğlu olan Daniel Isaacson'ın gözünden anlatılmış.
📚
 Daniel, 1960'ların sonundaki New Left (Yeni Sol) hareketlerinin yükseldiği dönemde hem kendi travmatik geçmişini, anne babasının tutuklanma ve idam süreçlerini hem de kardeşinin bu süreçten nasıl 
etkilendiğini anlamlandırmaya çalışmış
📚
​Ana Teması soğuk savaş olan post modern tarzda yazılmiş kitabı çok beğenerek okudum. 
İlgilisine, dönem romanı sevenlere tavsiyemdir. 

15 Ağustos 2026 Cumartesi

YİNE BİR DAG SOLSTAD KİTABI

Kalemi ile geçen yaz tanıştığım İskandinav Edebiyatı'nın Kafka'sı olarak tanınan benim için efsane bir yazar olan Dag Solstad 'ın kitaplığımda okunma sırasını bekleyen bu güzel romanını temmuz sonunda okuyup bitirdim.  
Derken instagram kapandı benim de içimden hiç bir şey yazmak gelmedi; demek yazmak  bugüne kısmetmiş. 
✏️
Meraklısı bilir; Dag Solstad 'ın kitaplarındaki 
karakterlerinin hemen hepsi kendine has karakterlerdir  bu arada benim için en kıymetli karakter  Bjórn Hansen olsa da, lise öğretmeni Pedersen'i de sevdim.
✏️
Pedersen bize bir dönemi anlatıyor.  
Özgürlük rüzgarların estiği 1960 lı yıllardan 1980 lere uzanan bir dönem bu.
Bu arada kendi  hayatından da kesitler okuyoruz. Sonradan eşi olacak Lise ile tanışmasını birbirlerine nasıl aşık olduklarına ve bu aşkın yıllar sonra nasıl bittiğine  tanıklık ediyoruz; demek ki bazen edebiyat da aşkı kurtaramıyor. 

" Edebiyat üzerine uzun uzun konuşurduk, öyle ya bizi birbirimize derinden bağlayan tutkuydu edebiyat..."
 
✏️
Bir dönem romanı dedim ya Norveç gibi yaşam standartlarının yüksek olduğu bir ülke ile bizim ülkemiz arasındaki benzerlikleri okumak da ilginçti .

Üzerinde konuşacak çok şey  olan bu romanı Dag Solstad sevenler çoktan okumuştur bile ...
✏️
" Bazı şeyleri yıkarak içinden çıkmıştım ve bunları yıkarak içinden çıkmış olmaktan gurur duyuyordum ."
✏️
" Çok şey olmuştu son yıllarda.  Öyle görünüyor ki Bazı konularda muhalif olmama ve tüm bölünmüşlüğüme rağmen arkasında durduğum epey bir gayretle savunduğum her şeyi kaybetmiştim. "

10 Ağustos 2026 Pazartesi

SESSİZ HASTA

Mart ayında kitap fuarından alıp okumuştum Sessiz Hasta'yı.
📚
O kadar çok anlatıldı ve övüldü ki çok satan kitaplara ön yargılı baksam da merak etmiştim. 
📚
Harika bir hayata sahip ünlü ressam Alicia Berenson, bir akşam moda fotoğrafçısı eşi Gabriel eve döndüğünde onu yüzünden beş kez vurarak öldürür. O geceden sonra Alicia tamamen susar; ne polise ne de mahkemeye tek kelime eder. Tek tepkisi, cinayetten hemen sonra tamamladığı ve "Alcestis" adını verdiği otoportresidir. Alicia yüksek güvenlikli bir psikiyatri kliniği olan The Grove'a yatırılır.
📚
Adli psikoterapist Theo Faber, Alicia'nın vakasına takıntılı hale gelir. Onu konuşturabileceğine ve ardındaki sırrı çözeceğine inanarak The Grove'da işe başlar.
📚
Hikaye bir yandan Theo'nun Alicia'yı konuşturma çabalarını, diğer yandan Alicia'nın cinayet öncesi tuttuğu günlüğü ve Theo'nun kendi karmaşık özel hayatını paralel olarak işler.
📚
Kitabın en güçlü yanı, okuyucunun olaylara bakışını tamamen değiştiren ve kurguyu ustalıkla bağlayan sonundaki beklenmedik ters köşesi . 
Ancak okuduğum yorumlardan mı bilmiyorum ben romanı okurken bu ters köşeyi tahmin etmiştim. 
📚
Güzel bir kitap ama henüz okumamış olanlara önerim olsun. 

#reklamdeğildir 
#reklamdeğilöneri 
#okudumbitti

2 Ağustos 2026 Pazar

KUŞLAR CEHENNEMDE ŞARKI SÖYLER Mİ?


Temmuz ayı içinde okuduğum en iyi kitaplardan biri idi
Kuşlar Cehennemde de Şarkı Söyler mi?"
📚
 Savaş esiri olan Horace Greasley'nin İkinci Dünya Savaşı sırasında yaşadıklarını anlatıyor.
📚
 Kitap yalnızca savaş değil; umut, sevgi, özgürlük ve insanın dayanma gücü üzerine kurulu.
📚
Yalnız bir ayrıntı var: Kitap uzun yıllar "tamamen gerçek yaşam öyküsü" olarak tanıtılmış.
 Daha sonra anlatılan bazı olayların tarihsel doğruluğu konusunda ciddi tartışmalar çıkmış. 
📚
Bu yüzden bugün birçok kişi kitabı anı ile kurgu arasında duran bir eser olarak değerlendiriyor. Bu, kitabın duygusal etkisini tamamen ortadan kaldırmasa da okurken bunu bilmek de önemli.
📚
Beni en çok etkileyen yönlerinden biri, Horace'ın defalarca kamptan kaçıp sevdiği kadın Rosa'yı görmek için hayatını riske atmasıydı. Normalde bir savaş esiri kaçınca geri dönmez; o ise tekrar kampa dönüyor. Bu durum insanın aklına "Aşk gerçekten insana neler yaptırabiliyor?" sorusunu getiriyor.
📚
Finali beni üzse de okuru yormadan akıcı bir anlatım ile çok güzel bir savaş ve savaşın içinde  aşk romanı okudum.

Kesinlikle önerimdir.

13 Temmuz 2026 Pazartesi

NİLS VİK'İN ÖLDÜĞÜ GÜN

Kuzey Edebiyatı'ndan okumayı çok seviyorum ve önceliğim Norveçli yazarlar.
📚⛵️
Geçen ay Frode Greyten'in kalemi ile tanıştım. Çok beğenerek okudum Nils Vik'in Öldüğü Gün 'ü. 
📚⛵️
Öncelikle şunu söyleyeyim roman kesinlikle kasvetli bir ölüm anlatısı değil;  aksine, sade ve sıradan bir hayatın güzelliğine, geride bırakılan derin izlere odaklanan dokunaklı bir veda.
📚⛵️
Norveç fiyortlarında (Norveç'in denizle birleşen derin koylarında) yıllarca tekne kaptanlığı yapmış olan yaşlı bir adamın, Nils Vik’in hayatının son gününü anlatıyor. Nils, o sabah uyandığında bugünün son günü olduğunu bir şekilde hissediyor.
📚⛵️
Sakince her günkü rutinlerini yerine getiriyor, hazırlanıyor ve sadık köpeğinin eşliğinde; (aslında yıllar önce ölmüş olan köpeğinin hayaliyle birlikte)  teknesiyle fiyorda doğru son bir sefere çıkıyor.
📚⛵️
​Bu son sefer, aslında geçmişe yapılan dramatik ve şiirsel bir yolculuk.
📚⛵️
Nils Vik, fiyord boyunca ilerlerken geçmişte teknesinde taşıdığı insanları, fiyort kıyısındaki o zorlu ve sade köy yaşamını, değişen kuşakları ve en önemlisi, hayatı boyunca çok sevdiği ve özlediği ölmüş eşi Marta’yı hatırlıyor. Marta ile ilgili düşünceleri öyle yoğun ki okurken Marta'nın ölümüne üzüldüm.  
📚⛵️
Durup düşünmek, hayatın kırılganlığını hissetmek ve sıradan bir insanın derin hikâyesine tanıklık etmek isteyenler için oldukça etkileyici ve akıcı bir Kuzey edebiyatı örneği oldu benim için. 
📚⛵️
Kuzey Edebiyatı özellikle Norveç Edebiyatı seven okurlara kesinlikle önerimdir.

8 Temmuz 2026 Çarşamba

SANA GÜL BAHÇESİ VAADETMEDİM

Okuduğum ilk ciddi anlamda psikolojik eserlerdendir. 
1993 'de okumuştum o dönemlerde psikolojik eserler okumak hoşuma gidiyordu ve romanın, Deborah'ın yaşadıkları  halen aklımda. 
📚
Yazar uzun süre Hannah Green takma adı ile kitaplarını yayinlamiş,sonra gercek adını kullanmış.
Romanda zaten kendini anlatıyor. 
📚
Gerçek bir şizofreni hastasının gözünden bu hastalık nedir, nasıl yaşanır?
Akıl hastalarının iç dünyası nasıl olur? 
📚
 Kitap kücük bir çocuğun adım adım nasıl bir akıl hastasi olma yolunda ilerlediğini ve sonunda bir akıl hastanesinde yaşadığı iç bunalımlarını anlatıyor.
📚
En vurucu en etkili  alıntısını paylasmalıyım ki kitabı okuyanlar bunu zaten biliyorlardır.
📚
Sana hiç bir zaman bir gül bahçesi vadetmedim ben.
Hiç bir zaman kusursuz bir adalet vadetmedim.
Ve hiç bir zaman huzur ya da mutluluk da vaadetmedim.
Sana ancak bütün bunlarla savaşma özgürlüğüne kavuşmanda yardımcı olabilirim.
Sana sunduğum tek gerçeklik savaşım.
Ve sağlıklı olmak,gücünün yettiği kadarıyla,bu savaşımı kabul edip etmemekte özgür olmak demektir.
Ben yalan şeyler vadetmem hiç.
Kusursuz,güllük gülistanlık bir dünya masalı koca bir yalandır.
Üstelik böyle bir dünya çok can sıkıcı bir yer olur.

24 Haziran 2026 Çarşamba

BİR ADA İCAT ETMEK

Bir insanın başına gelebilecek en ama en kötü şeyin evladını kaybetmek olduğuna inanırım.  Bu yüzden Bir Ada İcat  Etmek yayınlandığı zamandan beri merak edip okumayı ertelediğim bir kitap oldu. 

Tatsız bir dönemden geçiyoruz, yakın akrabalarımdan birinde geçen ay böyle bir acı yaşadık ve buna tanık olmak kadar zor  bir duygu yok .

Acıma belki panzehir olur diye Bir Ada İcat Etmek 'i okudum  ama itiraf edeyim hiç doğru düzgün kitap okuyamıyorum  bu vefat yüzünden. Gönlümde bir tel koptu sanki. 

Kitabın konusunu kısaca anlatıp yazımı bitireyim; 

​Çin'de bir şantiyede mühendis olarak çalışan Dani, 7 yaşındaki oğlu Tom'un boğularak hayatını kaybettiğini öğrenir. Haberi alır almaz büyük bir şok ve suçluluk duygusuyla Fransa'ya, eşi Nora'nın yanına döner. İşinden dolayı yılın büyük kısmını evinden uzakta geçiren Dani, oğluyla yeterince vakit geçiremediği için derin bir pişmanlık yaşamaktadır ve bu yüzden onun ölümünü, yani yası kabullenmeyi reddeder.
Tam bu duygusal çıkmazın ortasındayken mucizevi ve açıklanamaz bir şey olur: Küçük Tom, canlı kanlı bir şekilde babasının karşısında belirir ve onunla konuşmaya başlar. Dani başta aklını kaçırdığını düşünse de bu durumu kabullenir. Baba ve oğul, daha önce hep planladıkları ama bir türlü gidemedikleri bir ada yolculuğuna  çıkarlar.

​Dramatik bir konuyu ajitasyona kaçmadan, oldukça samimi bir dille işleyen, okurun  kalbine dokunan bir modern edebiyat eseri okudum. 



#reklamdeğildir

9 Haziran 2026 Salı

MAYA'NIN GÜNLÜĞÜ


İşte okumalara doyamadığım bir İsabel Allende romanı daha. 
Maya'nın Günlüğü.
📚
Maya Vidal, zeki ama asi bir genç kız.
📚
  Çok sevdiği büyükbabasını kaybettikten sonra hayatı kontrolden çıkmaya başlıyor. 
Alkol, uyuşturucu ve kötü arkadaş çevresi nedeniyle ciddi sorunlar yaşıyor.
📚
Onu kurtarmak isteyen bilge ve güçlü anneannesi (Nini), Maya'yı gözlerden uzak, Şili'nin güneyindeki adeta zamanın durduğu Chiloé Adası'na gönderiyor.
📚
Maya bu adada, internetin, lüksün ve uyuşturucunun olmadığı, tamamen doğayla ve sıcak insani ilişkilerle çevrili bir köy ortamında geçmişiyle yüzleşmeye başlıyor. 
📚
Kendisine verilen boş günlüğü doldurarak hem günahlarını temize çekip hem de hayata yeniden tutunuyor .
📚
Kitabın büyük bölümü Maya'nın burada tuttuğu günlüklerden oluşuyor. 
📚
Bir yandan geçmişte yaptığı hataları ve yaşadıklarını öğrenirken, diğer yandan yeni bir hayat kurma çabasını okuyoruz.
📚
Bence yaz ayları için güzel bir seçim. Hem akıcı hem de insanı merak ettiriyor.
 O yüzden gönülden tavsiyemdir. 

#reklamdeğildir 
#reklamdeğilöneri 
#okudum bitti.

16 Mayıs 2026 Cumartesi

İNSANLARIN EN GİZLİ HATIRASI


Geçen yıl bu zamanlarda okuduğum ve  çok beğendiğim İnsanların En Gizli Hatırası 'nı paylaşmak istedim. 
📚
Romanı sevme ve beğenme nedenim; katmanlı, edebiyatın içine kurulmuş bir “edebiyat dedektifliği” romanı olması. Hem gizemli hem düşünsel hem de duygusal bir hikâye.
📚
Romanın merkezinde genç Senegalli bir yazar olan Diegane var. Paris’te yaşayan bu genç yazar, yıllar önce ortadan kaybolmuş gizemli Afrikalı bir yazarı araştırmaya başlıyor.
Bu kayıp yazarın adı 
T.C. Elimane.
📚
Elimane yıllar önce öyle güçlü bir roman yazmış ki herkes onu “Afrika’nın Rimbaud’su” gibi görmeye başlamış. Ama sonra hakkında “intihal yaptı” suçlamaları çıkmış ve adam bir anda ortadan kaybolmuş, Kimse ona ne olduğunu bilmiyor.
Diegane de bu gizemin peşine düşüyor:
Elimane gerçekten dâhi miydi?
Yoksa hırsız mıydı?
Neden kayboldu?
Bir yazarın kaderini kim belirler?
Edebiyat gerçekten özgür mü? soruları soruyor okura.
📚
Melankolik,
zeki,
biraz gizemli,
edebiyat dolu,
yer yer ağır ama çok etkileyici bir romandı.
Bazı bölümleri  okurken sanki gerçek bir kayıp yazarı araştırıyormuşuz gibi hissettiriyor ya da en azından ben böyle hissettim.
📚
Halen okumayan ve bu tarz kitapları seven okurlara kesinlikle önerimdir. 

#reklamdeğildir 
#reklamdeğilöneri 
#okudukçabüyürinsan 
#okursanseversin

10 Mayıs 2026 Pazar

HAMNET



Hamnet'i önce dinledim. Sonra dinlemek yeterli gelmedi, okumak istedim.
📚
 Mart ayında  dinlediğim için okurken sıkıldım yarım bıraktım ama hazır anneler günü de  geliyorken. geçen hafta yeniden okumak istedim ve yenice bitirdim; dinlerken 
anne Agnes ' a hayran kalmıştım sırf bu yüzden kitabı bir de okumak istedim .
📚
Maggie O'Farrell tarafından kaleme alınan ve 2020 yılında Women's Prize for Fiction ödülünü kazanan bir roman Hamnet.
📚
​ William Shakespeare'in ailesine, özellikle de trajik bir şekilde genç yaşta ölen oğlu Hamnet'e odaklanan derin ve etkileyici bir tarihi kurgu.
📚
​1580'lerin İngiltere'sinde geçiyor. Hikaye, ünlü yazarın (kitapta ismi nadiren genellikle "latince öğretmeni" veya "oğul" olarak anılıyor) eşi Agnes ve çocukları etrafında dönüyor. 
📚
Agnes, doğayla iç içe, şifacı yetenekleri olan ve toplumun normlarına pek uymayan gizemli bir kadın.
📚
​Olay örgüsü, 11 yaşındaki Hamnet'in aniden hastalanması (veba) ve ailesinin bu kayıpla nasıl başa çıktığı üzerine kurulu. 
📚
Kitabın bir bölümünde vebanın bir gemiden kasabaya nasıl ulaştığına dair yapılan tasvir bence müthişti.
​📚
Hamnet  sadece tarihsel gerçekleri anlatmakla kalmayan tarihin tozlu sayfaları arasında kaybolmuş duyguları (özellikle bir annenin sessiz çığlığını) gün yüzüne çıkaran bir roman 
📚
Tarihi kurgu sevenlere kesinlikle önerim olsun.

5 Mayıs 2026 Salı

DAG SOLSTAD VE BJØRN HANSEN 'E DAİR ÜÇÜNCÜ VE SON ROMAN

Bu aslında kitap tanıtımından öte bir veda yazısı. 
✏️
İskandinav Edebiyatı'nın Kafka'sı Dag Solstad 'ın  okurların hayatına bodoslama bir şekilde Onbirinci Roman  Onsekizinci Kitap ve devam kitabı 17. Roman ile soktuğu Bjórn Hansen' e veda yazısı. 
✏️
Bjórn Hansen günün birinde hayatına tesadüflerin yön verdiğini fark edince Büyük Ret adlı dahiyane bir plan uygular. Yaptığı sahteciliktir ve fark edilince cezasını çekmek üzere hapis yatar ve biz bu iki kitapta B.Hansen 'in yaşadıklarına tanık oluruz. 
✏️
Bjórn Hansen 'e Dair Üçüncü ve Son Roman, hayatımıza aykırı bir eski dost gibi giren Bjórn Hansen' in yaşlılık dönemini  anlatan son roman.
 Yıl 2018'dir,  Bjórn Hansen 67 yaşında 
 Oslo' da Grónland  semtinde yoksul bir mahallede yaşamına devam etmektedir.
O kadar ölüme yakındır ki; ölmüş anne babası ile hayali sohbetler yapar işte bu sırada evine beklenmedik bir konuk gelir . Üniversiteye başlayacak torunu Wiggo dedesinin yanında yaşayacaktır.
✏️
Hiç ummadığım bir şekilde bitti roman.
Bjórn Hansen 'in Büyük Ret planı  kadar marjinal bir finalle bitti. Yok artık dedim kitap bittiğinde ama belki de aykırı kahraman Bjórn Hansen 'e de böyle bir veda yakışırdı. 
✏️
Okuduğu kitapları, kitaplığında kitaplarını diziş biçimi, hayata dair farklı düşünceleri ile Bjórn Hansen unutulmayacak roman kahramanlarımdan biri oldu.
Kitapta geçen Gunter Grass/ Teneke Trampet ( filmini izlemiştim)
ve  Albert Camus/ Sisifos Efsanesi ni ve daha pek çok kitabı okuma listeme eklemem gerekiyor. 
Hoşçakal roman kahramanı dostum Bjórn Hansen. 😪

3 Mayıs 2026 Pazar

ÖLÜM GEMİSİ


Nisan ayı içinde okuduğum en güzel romanlardan biriydi Ölüm Gemisi.
📚
Önce yazardan söz etmeliyim çünkü ilk kez okuduğum bir yazar.
B. Traven, edebiyat dünyasının en büyük gizemlerinden biriymiş.
📚
Gerçek kimliği uzun yıllar saklı kalmış, röportaj vermeyi reddetmiş ve fotoğraflarının çekilmesine izin vermemiş. Bu gizemli tavrı, yazdığı kitaplardaki otorite karşıtı ve sistem dışı duruşuyla birebir örtüşmüş bence.
📚
Romana gelince; Amerikalı bir denizci olan Gerard Gale’in başından geçenleri anlatıyor. 
📚
Gale, gemisi limandan ayrılırken karada kalır. Ancak bir sorunu vardır: Pasaportu ve kimlik belgeleri gemide kalmıştır.
📚
Gale, kimliğini kanıtlayamadığı için hiçbir ülke tarafından kabul edilmez. Bir ülkeden diğerine sınır dışı edilirken, modern dünyanın "kağıtlar" üzerindeki anlamsız katılığıyla yüzleşir. Bir insanın varlığı, elindeki bir parça kağıda bağlıdır; kağıdı yoksa kendisi de yoktur.
📚
Sonunda Gale, hiçbir yasal geminin kabul etmediği, "Ölüm Gemisi" olarak adlandırılan bakımsız ve tehlikeli bir kömür gemisine (Yorikke) işçi olarak girmek zorunda kalır. Bu gemiler, sahiplerinin sigorta parası alabilmesi için batırılmak üzere yola çıkarılan "yüzen tabutlardır".
📚
Finalini anlatmayayım.
📚
Ben çok beğenerek okudum tavsiyemdir. Acaba okuyan var mı bu kitabı yoksa benim gibi yazarla yeni mi tanıştı okurlar merak ettim? 
📚
Yıllarca Yeşilçam'ın kadın sanatçılarına ses veren Adalet Cimcoz'un çevirisini okumak da kitabı ayrı değerli kıldı.
📚
 Adalet Cimcoz'un aynı zamanda çevirmen olduğunu da öğrenmiş oldum bu arada. Bilmemem  benim eksiğim olsun. 🤭
Hem ne demişler "bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp " öyle değil mi?

29 Nisan 2026 Çarşamba

ONLARDAN UZAKTA

Fransız edebiyatının güçlü kalemlerinden Laurent Mauvignier’nin Türkçe'ye çevrilen ilk romanı Onlardan Uzakta yine fuar kitaplarımdan biri oldu. 
📚
Hemen okur bitiririm dedim ama ince kitapların o hacimli konusu içinde buldum kendimi. 
📚
Kitap oldukça hüzünlü bir tona sahip; bittiğinde üzerine biraz düşünmek gereken, insanın kalbine dokunan  bir kısa roman.  
📚
Romanın merkezinde genç bir adam olan Luc var. 
📚
 Luc, ailesinden ve doğup büyüdüğü taşra kasabasından kaçıp Paris'e gidiyor.
📚
  Bu  "başarı hikayesi" değil, aileden   kopuşun  hikayesi. 
📚
Kitap, Luc’ün ailesiyle olan iletişimsizliğini, birbirine söyleyemedikleri sözlerin yarattığı ağırlığı ve bu sessizliğin yol açtığı trajediyi anlatıyor .
📚
Ailenin hem sığınılacak bir liman hem de insanı boğan bir hapishane olabileceğini gösteriyor.  
📚
Luc'un ani ölümünden sonra aileden herkes Luc hakkında duygu ve düşüncelerini anlatmaya başlıyor.  
📚
Anne, baba, kuzen ve hatta Luc'un kendisi gibi farklı karakterlerin bakış açılarından, onların iç seslerini duyuyoruz okurken.
📚
Okuyup bitirdikten sonra iki üç gün elime başka kitap alamadım. 
Kitabın arka kapağından bir alıntı da paylaşayım; " Sessizlik hiç bu kadar gürültülü olmamıştı. " 
📚
Bazı kitaplar bittikten sonra insanın üzerinde ağır bir kışlık palto bırakmış gibi hissettiriyor; o paltoyu çıkarıp askıya asabilmek bazen büyük bir rahatlama getiriyor okura . 
Onlardan Uzakta böyle bir etki yarattı bende. 

#reklamdeğildir 
#reklamdeğilöneri 
#reklamdeğiltavsiye 
#okudum bitti

25 Nisan 2026 Cumartesi

BİR MİNNAK🐱 VE📚 KİTAP FUARINDAN GERİDE KALANLAR

26 Mart - 5 Nisan tarihleri arasında Kepez Kitap Fuarı 'ndan aldıklarımı paylaşmak istedim. 
📚
Japonların Tsundoku dediği kitap alma hastalığına yakalanmış olabilir miyim bilmiyorum ama bu yıl başka kitap almama konusunda kendime söz vermem gerekiyor sanırım. 
📚
Bunların içinden henüz 5  kitap okudum. Okudukça hepsini paylaşacağım. 

Beni en çok mutlu edenler arasında Sandor Marai'nin yeniden basılan iki kitabı  var.  Farklı yayinevlerinden farklı isimlerle basılan bu iki kitap ilk okuyacaklarım arasında.  

Bir de Ölüm Gemisi var ki şu anda okuyorum . ABD' li olduğunu ispat edemeyen bir denizcinin eğlenceli hikayesi.  Adalet Cimcoz tarafından çevirisi yapılmış.  Ben Adalet Cimcoz'u Yeşilçam filmlerinde kadın oyuncuların sesi olarak bilirdim.  Meğer aynı zamanda çevirmenmiş de. 1910 - 1970 yıllarında yaşamış.  Saygım ve sevgim biraz daha arttı kendisine. 
📚
Bu arada fotoğraftaki minnak  dünyaya insan olarak gelseymiş iyi bir kitap kurdu olurmuş

21 Nisan 2026 Salı

FINDIK KABUĞU

Kitaplığımı düzenlerken karşıma çıkan kitaplığımı şenlendirmiş kitaplarımdan biri de, Fındık Kabuğu 'dur.
📚
Ian Mc Ewan'ın ilk okuduğum kitabıdır   yıl  2012 falan olmalı .
Yazarı çok seven bir arkadaşımın önerisi ile okumuştum.
Çevirisi İlknur Özdemir tarafından yapılmışsa zaten benim için mutlaka okunmalıdır. 
📚
Konusu da ilginçti.
 Annesinin karnındaki bir cenin  biz okurlara  bir cinayeti anlatıyor. Ama durum o kadar karışık ki; bebeğin doğumuna iki hafta var ve annesi ile amcası babasını öldürme planı yapıyor .
📚
  Henüz doğmayan bebek herşeyden, dünyadaki bütün olaylardan bir radyo aracılığı ile  haberdar oluyor,  çok zeki ve aslında dünyanın kolay bir yer olmadığının da daha doğmadan farkında. 
İtiraf etmeliyim ki ben o bebegin yerinde olmak istemediğimi düşünmüştüm. 
📚
Bu ilginç romanda
masumiyet, iyilik, kötülük, hırs, aldatma ile dürüstlük, yalancılık, bencillik ve sevgi gibi birbirine benzeyen ve aynı zamanda birbirine zıt duygular
 akıcı  ve  eğlenceli bir üslupla anlatılıyor. 
📚
Edebiyat dünyasında da  insan varoluşunu sorgulayan bir roman olduğu için modern Hamlet olarak anılan Fındık Kabuğu Ian Mc  Ewan 'ın kalemi ile henüz tanışmamış ve  tanışmak isteyen okurlar için keyifli bir  başlangıç olabilir.

#reklamdeğildir 
#reklamdeğiltavsiye

14 Nisan 2026 Salı

KAMBUR

Şule Gürbüz’ün en dikkat çekici eserlerinden biri olan Kambur Mart ayında okuduğum kitaplardan biriydi.
📚
Şule Gürbüz bu kitabı 18 yaşında yazmış.  92 sayfa ama  okur uzerinde 900 sayfalık etkisi var.
📚
 Oldukça farklı bir dili ve atmosferi var. Klasik bir olay örgüsünden çok, karakterin iç dünyasına odaklanıyor. Bilinç Akışı tekniği ile yazılmış ilk kez okuyanlar için hiç bir şey ifade etmeyebilir. Diyeceğim o ki iki kez okunmayı hak eden bir kitap.
📚
 Fiziksel olarak kambur olan birinin hayatını ve iç dünyasını anlatıyor. Biri diyorum çünkü cinsiyetini kitap boyunca öğrenemiyoruz. 
📚
 Karakter toplumdan biraz kopuk, yalnız ve kendi düşüncelerine gömülmüş biri. 
Günlük hayatında pek bir şey “olmaz” gibi görünüyor ana  asıl olaylar onun zihninde yaşanıyor. 
📚
Kendisiyle, vücuduyla ve dünyayla dalga geçen, alaycı, zeki ve son derece karamsar (nihilist) biri.
Topluma dışarıdan bakarken, insanların sahteliklerini, alışkanlıklarını ve anlamsız çabalarını keskin bir dille eleştiriyor.
📚
En beğendiğim alıntıyı paylasmadan yazımı bitirmeyeyim:

 "Beni bir kambur olarak değil, bir insan olarak görün demiyorum. 
Beni bir kambur olarak görün, ama öyle bir kambur ki, sizin bütün düzlüğünüzü, doğruluğunuzu bozsun."

Böyle bir roman işte Kambur. Okuru dümdüz eden doğru bildiğini sorgulatan bir eser .
📚
Kambur benim için Şule Gürbüz ile tanışma kitabım oldu. En çok konuşulan romanı "Kıyamet Emeklisi"ni de çok merak ediyorum. 

#reklamdeğildir
#reklamdeğiltavsiye #okudukçabüyürinsan
 #okudum bitti

7 Nisan 2026 Salı

YENİ KİTAPLAR YENİ OKUMALAR


Oysa geçen ay kendime söz vermiştim.
📚
Uzun süre kitap almayacaktım.  
📚
Maalesef söz konusu kitaplar olduğunda ben sözümü tutamıyorum ki beni tanıyanlar bilir; verdiğim sözün arkasında olmak benim en önemli özelliğimdir.
Söz konusu kitap olunca maalesef kendime verdiğim sözleri tutamıyorum. 
📚
27 Mart - 5 Nisan arası Kepez Kitap Fuarı vardı oradan aldıklarım, arkadaşlarımla değiş tokuş yaptıklarımla birleşince böyle bir kitap kulesi oluştu.
📚
Hepsini okuyacağım elbette ama şu an enfes bir kitap okuyorum.  Sanırım baskısı tükenmiş dilerim yeniden basılır ve herkes okur. 
"Kırıldığımız yerlerden nasıl iyileşiriz"i  sorgulayan bir kitap 3. Fotoğrafta paylaştım.
📚
Ne diyeyim okumayı seviyorum ömrüm yettiğince de okuyacağım 📚

1 Nisan 2026 Çarşamba

MART AYI OKUDUKLARIM

Mart uzun bir ay olsa da benim için okuma konusunda  çok verimli geçmedi. Hem artık gözlerim çok yorgun🤓, hem kendim yorgunum bunların etkisi olabilir, gerçi hep söylerim ben bir ayda 15 - 20 kitap okuyabilen biri değilim. 🤗
📚
Bu ay okuduklarım içinde en beğendiğim Beyaz Gemi oldu.⛴️
📚
Çağan Irmak romanı Ayrılış ilginçti. Değişik bir Ayrılış hikayesi var. İlerleyen günlerde yazacağım. 
📚
Marquez'i anlamak için onun hayatını okumak gerek düşüncesi ile Anlatmak İçin Yaşamak 'ı okudum.📚
📚
Bu Hikâye Senden Uzun Osman, e kitap olarak okuduğum ilk kitaptı diyebilirim . Ben uzun süre e- kitap veya pdf kitap okuma taraftarı olmadım ama yavaş yavaş başladım çünkü hem kitap fiyatları çok yüksek hem de artık kitaplarımı koyacak yer yok. Okurken yüzümü güldüren bir kitap olduğunu söylemek isterim. 🥰
📚
Bereketli Vadinin Tembelleri ise mart ayında okuyup beğendiklerim arasında 2. Kitap oldu. 
📚
Bakalım Nisan ayında neler okuyacağım?

23 Mart 2026 Pazartesi

TANTE ROSA

Türk Edebiyatı'nda üç kadın yazar var ki   çok ama çok severim; Füruzan, Adalet Ağaoğlu ve  Sevgi Soysal. 
📖
Sevgi Soysal 1936 -  1976 yılları arasında yaşamış kırk yıllık hayatına bir çok eser sığdırmayı başarmış çok erken gitmiş bu dünyadan  bu yüzden onu biraz daha fazla severim.
📖
Yenişehir 'de Bir Öğle Vakti ile başlayan, sonrasında  Yürümek ve Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu ile devam eden Sevgi Soysal kitaplarını okuma sürecime yıllar sonra 2022 yılında okuduğum Tante Rosa da eşlik etti.
📖
Tante Rosa  beni çok mutlu eden bir okuma idi.
Rosa inanılmaz bir karakter.
Kadınlığın bin bir halini içinde barındıran biri, heyecanı, hayata olan bağı, toplumun tüm dayatmalarına kafa tutuşu, en dibe düştüğü zaman bile tekrar yüzeye çıkma çabasıyla bir idol kadın. 
📖
Bazen doğru bazen yanlış yapıyor ama ama doğru da onun doğrusu, yanlış  da onun yanlışı ve sürekli bir mücadele içinde. 
 İronik, keyifli bir anlatımı var kitabın    eğlenceli, çok sevmiştim.
Tante Rosa yazarın teyzesi Rosel' in hayatı aslında. Sevgi Soysal ' ın kelimeleri ile buluşunca bambaşka olmuş.
📖
Tante Rosa 1968 yılında yazar o zamanlar  Sevgi Sabuncu iken  Dost Kitapevi tarafından basılmış ve çok anlaşılmamış, her ne kadar komedi kurgu olsa da bana göre ilk post modern eserlerden biri Tante Rosa belki bu yüzden anlaşılmamıştır; ayrıca 1992 de Seni Seviyorum Rosa adı ile filme de uyarlanmış. Senaryo ve yönetmenliğini Işıl Özgentürk üstlenmiş. Sumru Yavrucuk, Halil Ergün gibi sanatçılar filmde rol almışlar. 
📖
Kitabın girişinde yazarın kızı Funda Soysal, Tante Rosa' yı "erken öten bir horoz" olarak değerlendiriyor.  
📖
İnanılmaz kıymetli bir eser okunmalı, kitaplığımda bulunmalı idi... 🌹📖🌹

#reklamdeğildir