Blog Listem

11 Haziran 2012 Pazartesi

BİRAZ ONDAN BİRAZ BUNDAN


Tam da uzun zamandır beklediğim Murakami'nin  kitabı 1Q84'e başlamışken, tam da kahramanların hayatınnın içine bodoslama dalmışken; karşıma sevdiğimyazar Ayfer Tunç'un yeni kitabı Memleket Hikayeleri çıkmasın mı?
Hal böyle olunca ne yapıldı? Hemen ilk kitap evine gidildi ve Memleket Hikayeleri alındı; okunmaya başlandı ve kitabın seksen sayfası devrildi !!!

Diğer tarafdan 1Q84'deki Aoume ve Tengo'nun hayatlarına yapılan bodoslama dalışa da devam edildi.

Biraz ondan biraz bundan okuyorum, bazen iyi geliyor gerçekten ...

5 Haziran 2012 Salı

KAHPERENGİ


Dersler biter bitmez, okullar daha kapanma aşamasındayken okuma hızımı arttırdım.

Bir yanda başucumda bekleyen kitaplarım, diğer yanda internetten yeni sipariş ettiğim kitaplarımla başbaşayım bu aralar  ve bu birliktelikten de hiç şikayetçi değilim :))

Başucumda epeydir bekleyen kitaplardan biriydi Kahperengi ve adı bana çok itici gelmişti.
Okumaya da bu ön yargıyla başladım.

Romanın kurgusu, konusu daha ilk sayfalardan beni içine çekti.

Küçük bir Ege kasabasının dar sokaklarından birine sıkışmış kalmış insanların hayata tutunma mücadelesiydi okuduklarım.

İhanet üzerine kurgulanan romanda romanın esas kahramanı Narin'e yaşadıklarından, yaptıklarından dolayı kızamadım nedense.

Yazarın geçmiş ve gelecekle bir arada kurguladığı romanı başarılı buldum.

Beni etkileyen cümlelerden bazılarını da paylaşmadan yazıyı bitirmek olmaz :

" İki insan birbirine sırtını döndüğünde aralarındaki mesafe dünyanın çevresine eşit oluyordu ."

" Aşk birini unutamamak değil, onu her gördüğünde yeniden hatırlamak, Kaç yıl geçerse geçsin her karşına çıktığındaa ynı şekilde hissetmektir ."

" Hayat, doğrularla yanlışlar arasında bir sarkaç gibi sallanıp dururken, insanlarda onunla birlikte bir o yana bir bu yana savrulur. "

" Hayat engebeli olmaktan çıkıp engebenin kendisine dönüştüğünde, başladığınız yere dönebilmek için dünyayı dolaşmanız gerekir. "

28 Mayıs 2012 Pazartesi

İNCİR KUŞLARI


Kış aylarında okuduğum bir romandı İncir Kuşları.
Adı ilginç gelmişti; ben hiç incir kuşu görmedim, ama incire bayılırım:)
İncir Kuşlarını merak etmiştim. Konusu doksanlı yılların başında, çok yakınımızda yaşanan ve tüm dünyanın göz göre göre seyirci kaldığı Bosna Savaşıydı.
İlerleyen sayfalarda,incir kuşlarının aniden patlayan bombalarla, incir ağaçları ile birlikte yok olup gideceklerini okumak üzücüydü elbette.

Roman ailesinden herkesi savaşa kurban veren ve zor koşullarda ayakta kalmaya çalışan Suada'nın hikayesi.
Savaşın acımasızlığını okurun yüzüne çarpan bir roman.

Romanda savaşla ilgili şu ana kadar duymadığım bilgiler var.
Okunması kolay, ancak sıradan cümlelere çok yer verilmiş. İyi bir okurun gözünden kaçmayacak anlam bozuklukları da var romanda.

Yine de bilirim; kitap yazmak kolay değil. Her şey gibi emek ister. Acımasızca eleştirmek zaten haddim değil.

İncir Kuşları dönem romanları okumak isteyenler için  sürükleyici bir roman.

Kitapsız günümüz geçmesin ...

21 Mayıs 2012 Pazartesi

ÇAVDAR TARLASINDA ÇOCUKLAR


Yıllar önce Kadıköy'deki sahaflardan birinde elime alıp tekrar bırakmıştım.
O zamanki adı  " GÖNÜLÇELEN" di. Neden satın almadığımı hatırlamıyorum şimdi, ama aklımda kalmıştı kitap.

Sonra araya her zaman olduğu gibi başka kitaplar girdi. Bu arada " GÖNÜLÇELEN " Yapı Kredi Yayınları tarafından   " ÇAVDAR TARLASINDA ÇOCUKLAR ADIYLA " yeniden basıldı. Ben yine okuyamadım. O kadar çok okumak istediğim kitap var ki sıra gelmesi için özel bir şeyler olması gerekiyor illa ki.

GÖNÜLÇELEN ' le ilgili özel şey geçen günlerde oldu.
der-saadet.blogspot.com un sahibi sevgili Gamze ile,  blog sayfalarında başlayan arkadaşlığımız ete kemiğe büründü.

GÖNÜLÇELEN de  ÇAVDAR TARLASINDA ÇOCUKLAR adı ile bana bu buluşma sayesinde bana hediye edildi.

Bu sayede yıllar önce Kadıköy'deki sahaflardan birinin raflarına geri bıraktığım kitaba yeniden kavuştum.

Romanı çok sevdim. On beş yaşındaki aykırı ergen Holden'ın ağzından anlatılan güzel bir roman. Okumayanlara tavsiyem; benim gibi ertelemeyin lütfen; Çavdar Tarlası'nda Çocuklar; diğer adı ile Gönülçelen okunması gereken, kitaplığınızda olması gereken romanlardan biri.

Her zaman kitapların okunmak için  sırasını beklediğini söylerim ya; bu kitap da böyle oldu. Sırasını bekledi, belki de anne olmamı; erkek çocuk annesi olmamı bekledi.
Dünyaya "ergen" gözlerle bakmak çok farklı çünkü ...

11 Mayıs 2012 Cuma

KİTAPSIZ KALMAK SUSUZ KALMAK DEMEKTİR



1.Ne sıklıkla kitap okursunuz?
Her gün özellikle akşam uyumadan önce mutlaka okurum. Okumadan uyuyamam o derece yani …
2.En sevdiğiniz yazar/lar?
Ayşe Kulin, Hakan Günday, Ayfer Tunç, Haruki Murakami, Panait Istrati,  Isabelle Allende, Tolstoy ilk  aklıma gelenler
3.En beğendiğin Kitap/lar?
Sınırın Güneyinde Güneşin Batısında / H. Murakami
Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış anlatılan Kısa Tarihi/ Ayfer Tunç
Yeşil Peri Gecesi / Ayfer Tunç
Ruhlar Evi / Isabelle Allende

4.(Yerli/yabancı) hangi yazarların kitaplarını daha çok tercih edersin?
Öyle bir ayrım yapmıyorum, keyif alırsam hepsini okurum …
5.Bugüne kadar en beğendiğin kitap serisi?
Seri halinde kitap okuyamam, seriyi takip ederken sıkılıveriyorum. Araya değişik  kitaplar girsin istiyorum .
6.Daha çok hangi tarz okumaktan hoşlanırsın?
Gündelik yaşam üzerine, gerilim, polisiye.

7.En son hangi kitabı okudun?
En son okuduğum kitap Sultanı Öldürmek / Ahmet Ümit

8.Şu anda hangi kitabı okuyorsun?
Çavdar Tarlasında Çocuklar. Diğer adı Gönülçelen

9.Kitap blogları hakkında ne düşünüyorsun? Yeterli mi?
Çok beğeniyorum. Kitap seçme konusunda yoluma ışık oluyor.

10.KİTAP OKUMAK sizin için ne ifade ediyor?(cevabını en çok merak ettiğim soru)
Kitap okumak hayattır. Vazgeçilmezdir. Olmazsa olmazımdır benim.

Mimlediklerim: Bu mimi çok geç yayınladım, ben yayınlayana kadar eminim çoğu arkadaşım yanıtlamıştır.
Bu nedenle kimseyi mimlemiyorum. Kitap seven her blogdaş yanıtlayabilir :)

30 Nisan 2012 Pazartesi

SULTANI ÖLDÜRMEK

Ünlü tarihçi Müştak Serhazin; çalan telefonu kayıtsızca açar.
Telefonun ucundaki ses yıllar önce ayrıldığı ve unutamadığı mavi gözlü sevgilisi Nüzhet'ten başkası değildir.

Akademik kariyeri için Müştak'tan ayrılmayı tercih eden ve Amerika'ya giden Nüzhet, yıllar sonra İstanbul'a dönmüştür ve hemen Müştak'ı aramıştır.
Nüzhet eski sevgilisiyle akşam yemeği yemek istemektedir.

Müştak sevgilisinin davetine içerler. Aslında bu karşılaşmayı ve telefonu yıllardır beklemektedir. Sevgilisinin kendisini yıllar önce terk etmesini hazmedemeyen Müştak'a bu ayrılığın hediyesi olarak  bir hastalık kalmıştır.
Psikojenik Füg. Unutma hastalığı. Müştak yaşadıklarını sürekli olarak unutmaktdır.

Yine de kendisine bu kadar acılar yaşatmış kadının teklifine kayıtsız kalamaz ve Nüzhet'in evine gitmeye karar verir.

Müştak ayrılığın acısıyla hep bir hayal kurmuştur.
Yıllar önce mezun olurken Nüzhet'e ve kendisine üzerinde Fatih Sultan Mehmet'in tuğrası olan mektup açacağı almıştır.
Hayali Nüzhet'i bu mektup açacağı ile boynundan vurup öldürmektir; diğer yanda da Nüzhet' e olan duyguları  hiç değişmemiştir . 
Üstelik, böyle bir cinayet işleyebilecek biri değildir Müştak Serhazin.

Bu duygularla eski sevgilisinin evine gider.
Evde bir tuhaflık vardır.
Evin kapısı ardına kadar açıktır ve Nüzhet; koltukta hareketsiz oturmaktadır.

Müştak kısa bir süre sonra Nüzhet'in ölmüş olduğunu fark eder.
Hem de hayalini kurduğu biçimde, mektup açacağı ile boynundan aldığı darbeyle ölmüştür.

Müştak Serhazin, "Psikojenik Füg" hastalığının etkisiyle, cinayeti kendinin işlediğini anında kabul eder; hatta kanlı mektup açacağını çeşmede yıkayarak yanına alır ve bir suçlu gibi evden uzaklaşır.
.....

****
Romanın tamamını anlattığımı düşünmeyin sakın, çünkü roman bundan sonra başlıyor.

Son dönemde evdeki tadilat çalışmalarım nedeniyle hızla okuyamasam da Sultanı Öldürmek bu güne kadar okuduğum Ahmet Ümit romanlarının en iyisi ve en kurgusu sağlam olanı.

Okumak isteyenlere tavsiye ederim.

19 Nisan 2012 Perşembe

UYUMSUZ DEFNE KAMAN


Buket Uzuner'in yeni romanını kitap raflarında görünce sevindim. Kumral Ada Mavi Tuna'nın kitap lezzeti halen beynimin kıvrımlarında durmaktaydı çünkü.

Kitabın  seri olacağını öğrendim sonra;  hemen alıp okumasam mı diye düşündüm ve fakat bende  cilt cilt kitap okuma sabrı  hiç yoktur.
Konuyu ne kadar da merak etsem, bir cildi bitirip diğerine başlayamam.
Bu düşünceyle Uyumsuz Defne Kaman'ın Maceraları'nda SU kitabını aldım.

SU 'yu su gibi okudum.

Buket Uzuner'i Kadıköy, Moda ve İstanbul' u en iyi anlatan yazarlardan biri olarak gördüğümden romanlarını çoğu kere sadece İstanbul betimlemeleri için alıp okurdum.

Bu sefer de öyle oldu. Kitabı bütün olarak çok beğendim.
Okurken kısa bir Kadıköy yolculuğu da yaptım zihnimde.

Kitapta beni etkleyen cümleler de oldu tabii. İşte bir kaçı :

" İnandığımız her şey  bizim onu nasıl kavradığımızla ilgilidir ." 

***

" Baskıya karşı direnmek insanın kendi istediği yolda hayatını kurmak için mücadele etmektir."

***

" Kitap ve hayvan sevmeyen insana güvenmem ."

Romanda favori kahramanlarım sahaf Semahat ve uzun beyaz saçlarını iki yandan ören çörek otlu ayçöreği yapan Umay Nine oldu.

Neyse daha fazla anlatmayayım.  Uyumsuz Defne Kaman'ın yeni maceralarını bekleyelim.

Küçük bir blog not  : Uyumsuz olmak iyidir, işe yarayabilir ...