Blog Listem
28 Mayıs 2012 Pazartesi
İNCİR KUŞLARI
Kış aylarında okuduğum bir romandı İncir Kuşları.
Adı ilginç gelmişti; ben hiç incir kuşu görmedim, ama incire bayılırım:)
İncir Kuşlarını merak etmiştim. Konusu doksanlı yılların başında, çok yakınımızda yaşanan ve tüm dünyanın göz göre göre seyirci kaldığı Bosna Savaşıydı.
İlerleyen sayfalarda,incir kuşlarının aniden patlayan bombalarla, incir ağaçları ile birlikte yok olup gideceklerini okumak üzücüydü elbette.
Roman ailesinden herkesi savaşa kurban veren ve zor koşullarda ayakta kalmaya çalışan Suada'nın hikayesi.
Savaşın acımasızlığını okurun yüzüne çarpan bir roman.
Romanda savaşla ilgili şu ana kadar duymadığım bilgiler var.
Okunması kolay, ancak sıradan cümlelere çok yer verilmiş. İyi bir okurun gözünden kaçmayacak anlam bozuklukları da var romanda.
Yine de bilirim; kitap yazmak kolay değil. Her şey gibi emek ister. Acımasızca eleştirmek zaten haddim değil.
İncir Kuşları dönem romanları okumak isteyenler için sürükleyici bir roman.
Kitapsız günümüz geçmesin ...
21 Mayıs 2012 Pazartesi
ÇAVDAR TARLASINDA ÇOCUKLAR
Yıllar önce Kadıköy'deki sahaflardan birinde elime alıp tekrar bırakmıştım.
O zamanki adı " GÖNÜLÇELEN" di. Neden satın almadığımı hatırlamıyorum şimdi, ama aklımda kalmıştı kitap.
Sonra araya her zaman olduğu gibi başka kitaplar girdi. Bu arada " GÖNÜLÇELEN " Yapı Kredi Yayınları tarafından " ÇAVDAR TARLASINDA ÇOCUKLAR ADIYLA " yeniden basıldı. Ben yine okuyamadım. O kadar çok okumak istediğim kitap var ki sıra gelmesi için özel bir şeyler olması gerekiyor illa ki.
GÖNÜLÇELEN ' le ilgili özel şey geçen günlerde oldu.
der-saadet.blogspot.com un sahibi sevgili Gamze ile, blog sayfalarında başlayan arkadaşlığımız ete kemiğe büründü.
GÖNÜLÇELEN de ÇAVDAR TARLASINDA ÇOCUKLAR adı ile bana bu buluşma sayesinde bana hediye edildi.
Bu sayede yıllar önce Kadıköy'deki sahaflardan birinin raflarına geri bıraktığım kitaba yeniden kavuştum.
Romanı çok sevdim. On beş yaşındaki aykırı ergen Holden'ın ağzından anlatılan güzel bir roman. Okumayanlara tavsiyem; benim gibi ertelemeyin lütfen; Çavdar Tarlası'nda Çocuklar; diğer adı ile Gönülçelen okunması gereken, kitaplığınızda olması gereken romanlardan biri.
Her zaman kitapların okunmak için sırasını beklediğini söylerim ya; bu kitap da böyle oldu. Sırasını bekledi, belki de anne olmamı; erkek çocuk annesi olmamı bekledi.
Dünyaya "ergen" gözlerle bakmak çok farklı çünkü ...
11 Mayıs 2012 Cuma
KİTAPSIZ KALMAK SUSUZ KALMAK DEMEKTİR
1.Ne sıklıkla kitap okursunuz?
Her gün özellikle akşam uyumadan önce mutlaka okurum. Okumadan uyuyamam o derece yani …
2.En sevdiğiniz yazar/lar?
Ayşe Kulin, Hakan Günday, Ayfer Tunç, Haruki Murakami, Panait Istrati, Isabelle Allende, Tolstoy ilk aklıma gelenler
Ayşe Kulin, Hakan Günday, Ayfer Tunç, Haruki Murakami, Panait Istrati, Isabelle Allende, Tolstoy ilk aklıma gelenler
3.En beğendiğin Kitap/lar?
Sınırın Güneyinde Güneşin Batısında / H. Murakami
Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış anlatılan Kısa Tarihi/ Ayfer Tunç
Yeşil Peri Gecesi / Ayfer Tunç
Ruhlar Evi / Isabelle Allende
4.(Yerli/yabancı) hangi yazarların kitaplarını daha çok tercih edersin?
Öyle bir ayrım yapmıyorum, keyif alırsam hepsini okurum …
5.Bugüne kadar en beğendiğin kitap serisi?
Seri halinde kitap okuyamam, seriyi takip ederken sıkılıveriyorum. Araya değişik kitaplar girsin istiyorum .
Seri halinde kitap okuyamam, seriyi takip ederken sıkılıveriyorum. Araya değişik kitaplar girsin istiyorum .
6.Daha çok hangi tarz okumaktan hoşlanırsın?
Gündelik yaşam üzerine, gerilim, polisiye.
7.En son hangi kitabı okudun?
En son okuduğum kitap Sultanı Öldürmek / Ahmet Ümit
8.Şu anda hangi kitabı okuyorsun?
Çavdar Tarlasında Çocuklar. Diğer adı Gönülçelen
9.Kitap blogları hakkında ne düşünüyorsun? Yeterli mi?
Gündelik yaşam üzerine, gerilim, polisiye.
7.En son hangi kitabı okudun?
En son okuduğum kitap Sultanı Öldürmek / Ahmet Ümit
8.Şu anda hangi kitabı okuyorsun?
Çavdar Tarlasında Çocuklar. Diğer adı Gönülçelen
9.Kitap blogları hakkında ne düşünüyorsun? Yeterli mi?
Çok beğeniyorum. Kitap seçme konusunda yoluma ışık oluyor.
10.KİTAP OKUMAK sizin için ne ifade ediyor?(cevabını en çok merak ettiğim soru)
10.KİTAP OKUMAK sizin için ne ifade ediyor?(cevabını en çok merak ettiğim soru)
Kitap okumak hayattır. Vazgeçilmezdir. Olmazsa olmazımdır benim.
Mimlediklerim: Bu mimi çok geç yayınladım, ben yayınlayana kadar eminim çoğu arkadaşım yanıtlamıştır.
Bu nedenle kimseyi mimlemiyorum. Kitap seven her blogdaş yanıtlayabilir :)
30 Nisan 2012 Pazartesi
SULTANI ÖLDÜRMEK
Ünlü tarihçi Müştak Serhazin; çalan telefonu kayıtsızca açar.
Telefonun ucundaki ses yıllar önce ayrıldığı ve unutamadığı mavi gözlü sevgilisi Nüzhet'ten başkası değildir.
Akademik kariyeri için Müştak'tan ayrılmayı tercih eden ve Amerika'ya giden Nüzhet, yıllar sonra İstanbul'a dönmüştür ve hemen Müştak'ı aramıştır.
Nüzhet eski sevgilisiyle akşam yemeği yemek istemektedir.
Müştak sevgilisinin davetine içerler. Aslında bu karşılaşmayı ve telefonu yıllardır beklemektedir. Sevgilisinin kendisini yıllar önce terk etmesini hazmedemeyen Müştak'a bu ayrılığın hediyesi olarak bir hastalık kalmıştır.
Psikojenik Füg. Unutma hastalığı. Müştak yaşadıklarını sürekli olarak unutmaktdır.
Yine de kendisine bu kadar acılar yaşatmış kadının teklifine kayıtsız kalamaz ve Nüzhet'in evine gitmeye karar verir.
Müştak ayrılığın acısıyla hep bir hayal kurmuştur.
Yıllar önce mezun olurken Nüzhet'e ve kendisine üzerinde Fatih Sultan Mehmet'in tuğrası olan mektup açacağı almıştır.
Hayali Nüzhet'i bu mektup açacağı ile boynundan vurup öldürmektir; diğer yanda da Nüzhet' e olan duyguları hiç değişmemiştir .
Üstelik, böyle bir cinayet işleyebilecek biri değildir Müştak Serhazin.
Bu duygularla eski sevgilisinin evine gider.
Evde bir tuhaflık vardır.
Evin kapısı ardına kadar açıktır ve Nüzhet; koltukta hareketsiz oturmaktadır.
Müştak kısa bir süre sonra Nüzhet'in ölmüş olduğunu fark eder.
Hem de hayalini kurduğu biçimde, mektup açacağı ile boynundan aldığı darbeyle ölmüştür.
Müştak Serhazin, "Psikojenik Füg" hastalığının etkisiyle, cinayeti kendinin işlediğini anında kabul eder; hatta kanlı mektup açacağını çeşmede yıkayarak yanına alır ve bir suçlu gibi evden uzaklaşır.
.....
****
Romanın tamamını anlattığımı düşünmeyin sakın, çünkü roman bundan sonra başlıyor.
Son dönemde evdeki tadilat çalışmalarım nedeniyle hızla okuyamasam da Sultanı Öldürmek bu güne kadar okuduğum Ahmet Ümit romanlarının en iyisi ve en kurgusu sağlam olanı.
Okumak isteyenlere tavsiye ederim.
Telefonun ucundaki ses yıllar önce ayrıldığı ve unutamadığı mavi gözlü sevgilisi Nüzhet'ten başkası değildir.
Akademik kariyeri için Müştak'tan ayrılmayı tercih eden ve Amerika'ya giden Nüzhet, yıllar sonra İstanbul'a dönmüştür ve hemen Müştak'ı aramıştır.
Nüzhet eski sevgilisiyle akşam yemeği yemek istemektedir.
Müştak sevgilisinin davetine içerler. Aslında bu karşılaşmayı ve telefonu yıllardır beklemektedir. Sevgilisinin kendisini yıllar önce terk etmesini hazmedemeyen Müştak'a bu ayrılığın hediyesi olarak bir hastalık kalmıştır.
Psikojenik Füg. Unutma hastalığı. Müştak yaşadıklarını sürekli olarak unutmaktdır.
Yine de kendisine bu kadar acılar yaşatmış kadının teklifine kayıtsız kalamaz ve Nüzhet'in evine gitmeye karar verir.
Müştak ayrılığın acısıyla hep bir hayal kurmuştur.
Yıllar önce mezun olurken Nüzhet'e ve kendisine üzerinde Fatih Sultan Mehmet'in tuğrası olan mektup açacağı almıştır.
Hayali Nüzhet'i bu mektup açacağı ile boynundan vurup öldürmektir; diğer yanda da Nüzhet' e olan duyguları hiç değişmemiştir .
Üstelik, böyle bir cinayet işleyebilecek biri değildir Müştak Serhazin.
Bu duygularla eski sevgilisinin evine gider.
Evde bir tuhaflık vardır.
Evin kapısı ardına kadar açıktır ve Nüzhet; koltukta hareketsiz oturmaktadır.
Müştak kısa bir süre sonra Nüzhet'in ölmüş olduğunu fark eder.
Hem de hayalini kurduğu biçimde, mektup açacağı ile boynundan aldığı darbeyle ölmüştür.
Müştak Serhazin, "Psikojenik Füg" hastalığının etkisiyle, cinayeti kendinin işlediğini anında kabul eder; hatta kanlı mektup açacağını çeşmede yıkayarak yanına alır ve bir suçlu gibi evden uzaklaşır.
.....
****
Romanın tamamını anlattığımı düşünmeyin sakın, çünkü roman bundan sonra başlıyor.
Son dönemde evdeki tadilat çalışmalarım nedeniyle hızla okuyamasam da Sultanı Öldürmek bu güne kadar okuduğum Ahmet Ümit romanlarının en iyisi ve en kurgusu sağlam olanı.
Okumak isteyenlere tavsiye ederim.
19 Nisan 2012 Perşembe
UYUMSUZ DEFNE KAMAN
Buket Uzuner'in yeni romanını kitap raflarında görünce sevindim. Kumral Ada Mavi Tuna'nın kitap lezzeti halen beynimin kıvrımlarında durmaktaydı çünkü.
Kitabın seri olacağını öğrendim sonra; hemen alıp okumasam mı diye düşündüm ve fakat bende cilt cilt kitap okuma sabrı hiç yoktur.
Konuyu ne kadar da merak etsem, bir cildi bitirip diğerine başlayamam.
Bu düşünceyle Uyumsuz Defne Kaman'ın Maceraları'nda SU kitabını aldım.
SU 'yu su gibi okudum.
Buket Uzuner'i Kadıköy, Moda ve İstanbul' u en iyi anlatan yazarlardan biri olarak gördüğümden romanlarını çoğu kere sadece İstanbul betimlemeleri için alıp okurdum.
Bu sefer de öyle oldu. Kitabı bütün olarak çok beğendim.
Okurken kısa bir Kadıköy yolculuğu da yaptım zihnimde.
Kitapta beni etkleyen cümleler de oldu tabii. İşte bir kaçı :
" İnandığımız her şey bizim onu nasıl kavradığımızla ilgilidir ."
***
" Baskıya karşı direnmek insanın kendi istediği yolda hayatını kurmak için mücadele etmektir."
***
" Kitap ve hayvan sevmeyen insana güvenmem ."
Romanda favori kahramanlarım sahaf Semahat ve uzun beyaz saçlarını iki yandan ören çörek otlu ayçöreği yapan Umay Nine oldu.
Neyse daha fazla anlatmayayım. Uyumsuz Defne Kaman'ın yeni maceralarını bekleyelim.
Küçük bir blog not : Uyumsuz olmak iyidir, işe yarayabilir ...
13 Nisan 2012 Cuma
NE OLURDUM ?

Gerçekten merak ederim; ben ben olmasam ne olmak isterdim diye.
Uzun uzun da düşünmedim aslında, düşünmesi keyifliymiş bunu fark ettim.
Sevgili Eren bu konuyla ilgili mim göndermiş bana. Mimleri cevaplamayı seviyorum.
Özellikle yazmak için konu sıkıntısı çektiğim anlarda yardımcı oluyor mimler bana.
Bu sefer de böyle oldu.
İşte yanıtlar ne olurdum :
1.Yemek olsam ne yemeği olurdum?
Bahar ayındayız ya, enginarı çok severim zeytinyağlı enginar olurdum .
2. Müzik aleti olsam ne olurdum?
Kesinlikle ud olurdum. Bu aralar içimde ud çalma isteği var. Yıllar önce başlayıp bıraktığım için çok pişmanım ama zararın neresinden dönsem kârdır değil mi? Bir yerden devam etmek lazım .
3. Araba olsam hangisi olurdum?
Oğlumun en sevdiği film olan Arabalar 1 ve 2 filmlerinin kahramanı Şimşek Mc Quenn olmak isterdim. Arabalar 1 ve 2’yi oğlum sayesinde 3 – 4 kere izlemiştim de sevmiştim keratayı J
4. Aylardan hangisi olurdum?
Mayıs olurdum. Baharın en güzel ayı mayıs bence. İnsanın yüreğine ılık rüzgarlar, taze çiçek kokuları dolduran bir aydır mayıs bana göre …
5. Ayakkabı olsam hangisi olurdum?
Çok tarzım olmamasına rağmen yüksek topuklu bir ayakkabı olurdum. Nedenini bilmiyorum, görüntüsünden olabilir, topuklu ayakkabıları çok estetik bulurum …
6. Kıyafet olsam hangisi olurdum?
Yazlık bir elbise olurdum. Fazla uzun olmayan ama çok da mini olmayan, boyundan bağlı, omuzları açıkta bırakan, rengarenk bir yazlık elbise olurdum.
7. Renk olsam hangisi olurdum?
Yeşil olurdum. En sevdiğim renktir yeşil, giyside de makyajda da, doğanın içinde de yeşile bayılırım.
8. Hayvan olsam hangisi olurdum?

Teredüttsüz kedi olurdum. Ev kedisi olmayı tercih ederim tabii J
9. Şu anda okuduğum kitabın 137. sayfasında ne var?Buket Uzuner’in son kitabını okuyorum, 137. Sayfada dikkatimi çeken bir yazı yok ne yazık ki ama 136. Sayfanın başında bir baş ucu cümlesi var onu paylaşmak isterim :
9 Nisan 2012 Pazartesi
KUMRAL ADA MAVİ TUNA
Hani bazı insanlara " İyi ki varsın " deriz ya.
Kendi adıma söylemem gerekirse çok az insan için kullanırım bu cümleyi.
Bu insan hayatımzdan hiç çıkmasın isteriz. Çıkmaması için de gereken özeni gösteririz.
Yıllar önce Kumral Ada Mavi Tuna'yı okuduğumda bunları düşünmüştüm ve Ada'nın Tuna'ya roman içinde söylediği şu cümleler yüreğime işlemişti : Yüreğimde sana ayrılan yer herkesinkinden büyük. Yalnızca bir arkadaş, bir kan kardeş, bir sırdaş, bir çok yakın dost değil, bir büyük sevgisin sen... Yanında sonsuz şımarabileceğim ve hala kaybetmekten kormayacağım tek kişi...
Roman Kuzguncuk'ta geçer. Ada, Aras ve Tuna çocukluk arkadaşlarıdır.
Aras ve Tuna kardeştirler. Üç arkadaş birlikte büyürler. Onlar büyürken biz de Kuzguncuk'un güzel atmosferine ve üç arkadaşın birlikteliğine tanık oluruz.
Aradan yıllar geçer. herkes büyür. Beklenmedik olaylar gelir başlarına ve bir gün Tuna kendisiyle hesaplaşmaya başlar. Bu hesaplaşma bir iç savaştır aslında.
Kumral Ada Mavi Tuna doksanlı yılların sonuna doğru okuduğum en mükemmel romanlardan biridir.
Roman hakkındaki düşüncelerimi blogumda paylaşma sebebim, Buket Uzuner'in yeni romanına başlamış olmam. Roman hakkında henüz bir şey söyleyemem. Çok başlardayım. Okurken aklıma Kumral Ada Mavi Tuna geldi.
Bence kitaplıklarımızda mutlaka olması gereken bir roman.
Kendi adıma söylemem gerekirse çok az insan için kullanırım bu cümleyi.
Bu insan hayatımzdan hiç çıkmasın isteriz. Çıkmaması için de gereken özeni gösteririz.
Yıllar önce Kumral Ada Mavi Tuna'yı okuduğumda bunları düşünmüştüm ve Ada'nın Tuna'ya roman içinde söylediği şu cümleler yüreğime işlemişti : Yüreğimde sana ayrılan yer herkesinkinden büyük. Yalnızca bir arkadaş, bir kan kardeş, bir sırdaş, bir çok yakın dost değil, bir büyük sevgisin sen... Yanında sonsuz şımarabileceğim ve hala kaybetmekten kormayacağım tek kişi...
Roman Kuzguncuk'ta geçer. Ada, Aras ve Tuna çocukluk arkadaşlarıdır.
Aras ve Tuna kardeştirler. Üç arkadaş birlikte büyürler. Onlar büyürken biz de Kuzguncuk'un güzel atmosferine ve üç arkadaşın birlikteliğine tanık oluruz.
Aradan yıllar geçer. herkes büyür. Beklenmedik olaylar gelir başlarına ve bir gün Tuna kendisiyle hesaplaşmaya başlar. Bu hesaplaşma bir iç savaştır aslında.
Kumral Ada Mavi Tuna doksanlı yılların sonuna doğru okuduğum en mükemmel romanlardan biridir.
Roman hakkındaki düşüncelerimi blogumda paylaşma sebebim, Buket Uzuner'in yeni romanına başlamış olmam. Roman hakkında henüz bir şey söyleyemem. Çok başlardayım. Okurken aklıma Kumral Ada Mavi Tuna geldi.
Bence kitaplıklarımızda mutlaka olması gereken bir roman.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












