Fransız edebiyatının güçlü kalemlerinden Laurent Mauvignier’nin Türkçe'ye çevrilen ilk romanı Onlardan Uzakta yine fuar kitaplarımdan biri oldu.
📚
Hemen okur bitiririm dedim ama ince kitapların o hacimli konusu içinde buldum kendimi.
📚
Kitap oldukça hüzünlü bir tona sahip; bittiğinde üzerine biraz düşünmek gereken, insanın kalbine dokunan bir kısa roman.
📚
Romanın merkezinde genç bir adam olan Luc var.
📚
Luc, ailesinden ve doğup büyüdüğü taşra kasabasından kaçıp Paris'e gidiyor.
📚
Bu "başarı hikayesi" değil, aileden kopuşun hikayesi.
📚
Kitap, Luc’ün ailesiyle olan iletişimsizliğini, birbirine söyleyemedikleri sözlerin yarattığı ağırlığı ve bu sessizliğin yol açtığı trajediyi anlatıyor .
📚
Ailenin hem sığınılacak bir liman hem de insanı boğan bir hapishane olabileceğini gösteriyor.
📚
Luc'un ani ölümünden sonra aileden herkes Luc hakkında duygu ve düşüncelerini anlatmaya başlıyor.
📚
Anne, baba, kuzen ve hatta Luc'un kendisi gibi farklı karakterlerin bakış açılarından, onların iç seslerini duyuyoruz okurken.
📚
Okuyup bitirdikten sonra iki üç gün elime başka kitap alamadım.
Kitabın arka kapağından bir alıntı da paylaşayım; " Sessizlik hiç bu kadar gürültülü olmamıştı. "
📚
Bazı kitaplar bittikten sonra insanın üzerinde ağır bir kışlık palto bırakmış gibi hissettiriyor; o paltoyu çıkarıp askıya asabilmek bazen büyük bir rahatlama getiriyor okura .
Onlardan Uzakta böyle bir etki yarattı bende.
#reklamdeğildir
#reklamdeğilöneri
#reklamdeğiltavsiye
#okudum bitti
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder